Apolet Yarışı – 2013 Yüksek Askeri Şura

2013 Yüksek Askeri Şura: Aslında Ne Oldu? / Mustafa Erdoğan

  1. Geçen seneki yazımda Necdet Özel’in elini güçlendirmek için tutuklu generallere verildiğini söylediğim temdit(süre uzatması) bu sene son buldu. (‘or’ rütbesinde tutuklu kimse kalmadı)Süre dolumu ya da kadrosuzluk sebebiyle bir çok general emekliye sevk edildi. 2012 Yüksek Askeri Şura’ya ilişkin o yazıyı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
  2. 2013 Yüksek Askeri Şura (YAŞ), 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde sivil iradenin etkisinin en baskın şekilde hissedildiği kararları çıkardı.
  3. YAŞ’taki en büyük sürpriz, 2. Başkan Orgeneral Hulusi Akar’ın Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanması oldu. Bu atamayla Necdet Özel sonrası 2015-19 dönem için Genelkurmay Başkanlığı’nın en büyük adayı oldu. Okumaya devam et
Reklamlar

Bu Kafeste Kim Karga, Kim Bülbül: Başörtüsü!

Başörtüsü ve Önyargı / Mustafa ERDOĞAN
İnsan bazen ilkesel olarak karşı olduğu işleri yapmak zorunda kalır. Maalesef bu yazı da onlardan biri. İçimde büyük bir huzursuzluk var;  yine de yazmadan edemiyorum.
(Kadın sorunlarının dahi erkekler eliyle ancak gündeme gelmesi bana çok utandırıcı geliyor). Konumuz başörtüsü ve ön yargı. Konuyu empati yapmadan, sadece olgular üzerinden açıklamaya çalışacağım.

20’li yıllara baktığınızda Cumhuriyet’in ilk first lady’si Latife Hanım da başörtülüydü. Ondan sonra gelen Mevhibe İnönü ve Reşide Bayar da. Latife Hanım Mustafa Kemal Paşa’dan boşanana kadar kamuya açık tüm fotoğraflarda başı örtülüydü. Mevhibe İnönü, İsmet Paşa’nın tüm ısrarlarına karşın Lozan görüşmelerine gittiklerinde bile başını açmamıştı. Cumhuriyet kurulduktan sonra da böyle devam etti. Ta ki, 1927 yılında M.Kemal’in kendisi bekar olduğu için, başbakanlık konutunda verilmesini istediği baloya kadar. Okumaya devam et

Soru..Cevap..Mısır

Soru..Cevap..Mısır / Mustafa Erdoğan

  • Mısır’da neler olup bitiyor?
  • Hiç kıvırmaya gerek yok. Ordu DARBE yapmıştır.
  • Buna darbe diyemeyen devletler var sebebi nedir?
  • Darbe diyemeyip, darbeye koşulsuz karşı olmamayı haysiyetsizlikle açıklayabiliriz.
  • AB, ABD değil sadece tüm Arap ülkeleri (Tunus hariç) darbecileri alkışladı. Buna ne dersin?
  • Bir önceki soruya verdiğim cevap değişmeyecek. Filistin davasının haklılığını savunmakla, darbeyi alkışlayan Filistin devlet başkanı Abbas’ın demokrasi onurundan yana nasipsiz olduğunu söylemek de birbiriyle çelişmez.

Okumaya devam et

Soysuzlar Çetesi Mısır’da

Soysuzlar Çetesi Mısır’da / Mustafa Erdoğan

Özür diliyorum. Türkiye’de anti demokratik bulduğum insanlara yönelttiğim (bazen hakarete varan) eleştirilerden büyük pişmanlık duyuyorum. “Ne oldu da bir anda bu pişmanlık peydah oldu” diyeceksiniz. Mısır’daki askeri darbe en büyük sebep diyebilirim. Bizim darbe severlerimiz bile Abdurrahman Çelebi muamelesi görmeyi hak ediyormuş, dostlar. En azından birazdan sayacağım onursuz kişi, devlet veya kurumlar gibi alenen darbe şakşakçılığı yapmadılar.

Darbeyi göz yaşlarıyla karşılayan Mısırlıları gördünüz değil mi? Ülkenin en büyük holdingi olan Mısır Ordu’sunun fırsat bulmuşken (bahane uydurmasına gerek kalmadan) iktidara çöreklenmesine şaşırmamak gerekir. Peki ya General Sisi denen çakma Kenan Evren açıklama yaparken, yanındakilere dikkat edebildiniz mi? 2 tane sakallı (din! adamı)vardı ki, yüzlerine tükürmeye değmez. Okumaya devam et

Gezi Eylemcilerine 20 Soruluk Demokrasi Testi

Gezi Eylemcileri ve Destekçileri İçin “Türkiye Demokrasisi 101” Ara Dönem Sınav Soruları / Mustafa Erdoğan

  • 28 Şubat adıyla Türkiye tarihine geçen post modern darbeye karşı çıktınız mı? Çıkmadıysanız, pişmanlık duyuyor musunuz? Yaşım yetmiyor diyenleriniz okudukları kadarıyla, Milli Güvenlik Kurulu eliyle yapılan bu darbeye karşı mıdır?
  • Sizce 2003 yılında Kızılay(Ankara)’da “Ordu Göreve” pankartıyla yürüyen hocaların ve öğrencilerin kaçı Gezi eylemlerini destekliyordur? Siz onların yaptığını doğru buldunuz mu / hala buluyor musunuz?
  • 19. yy.’ın sonundan beri Türkiye’de kanayan bir Kürt sorunu var. En son 1984 yılında  PKK eliyle sahneye geri dönen bu sorun son 30 yılda (bu yılbaşına kadar) 40 bin cana mal oldu. Hiç bu kanın durması için meydanlara çıktınız mı? Ülke kamuoyu Gezi Parkı’nın yarısı kadar bu konuya kafa yorsaydı bu kadar insan ölmezdi diyor musunuz? Kendi ülkenizin dağlarına 30 yıldır bomba atıp,  üste cebinizden para çıkmasına sessiz kalırken, çevreci eylemde ortaya çıkmak normal midir? Kürt sorununda kafayı kuma gömüp, Gezi’de ortaya çıkmak tatlı su demokratlığı mıdır?

Okumaya devam et

Demokrasi Sonrası Tartışmaları: Özyönetim, Anarşizm & Doğrudan Demokrasi

Özyönetim, Anarşizm & Doğrudan Demokrasi / Mustafa Erdoğan

Demokrasi sonrası süreci anlamamız için demokrasi sürecini özümseyip analiz etmemiz gerekmektedir. Demokrasiyi ve demokrasi sürecindeki yöneten – yönetilen ilişkisini belirleyip bunu demokrasi sonrası kavramı adına üretilen alternatiflerle kıyaslamalıyız.
Bu çalışmada demokrasi ve post-demokrasi adı altında demokrasi sonrası kavramıyla oluşturulmaya çalışılan düşüncelere bakıp, demokrasiye karşı, post-demokrasi olarak adlandırılabilecek iki önemli alternatiften bahsedeceğim: Anarşizm ve doğrudan demokrasi. Okumaya devam et

Burak Yıldırım’ı Siz Öldürdünüz!

Burak Yıldırım’ı Siz Öldürdünüz!/Furkan Yalçıner

Biliyorum, başlık çok soğuk..

Ama inanın morgdan çıkarılan gencecik bir delikanlının vücudu kadar soğuk değil.. Son yolculuğunda, onu bembeyaz kefeninden tutarak kabrine koyanlar hissetti belki bu soğukluğu.. Ama o da en fazla bir kaç saat sürdü sanırım.. Anneler gününde, bir annenin ömrü boyunca karşılaştığı daha büyük bir imtihan olmayacak belki de.. O soğukluğu ömrü boyunca bir tek o, ama hep o hissedecek belki de.. Hiç anneler günü gelsin istemeyecek belki de.. Okumaya devam et

Kadınlar vs. Erkekler: En İyi mi; Ortalama İyi mi?

Kadınlar vs. Erkekler/ Mustafa Erdoğan
Yazdığım iki hikayede de kadınları olduklarından “daha üstün” gösterdiğim yönünde eleştiriler almıştım. Buna cevaben, hem uzun süredir blogda yazmamam hem de pazar akşamı olması sebebiyle 10 maddede kısaca ve kendimce bir kıyaslama yapmaya çalıştım. Bakalım ne diyeceksiniz? 
Okumaya devam et

‘Doktorcuğum’ ve İnsanlık Halleri

reina_del_caos_hikaye_2Hikayeler / 2-‘Doktorcuğum’ ve İnsanlık Halleri / Mustafa Erdoğan 

Mahallenin eskilerinden olan Doktor Vedat, ellisini geçmiş, sevilen sayılan biriydi.

Kim bilir, ilk ne zaman “doktorcuğum” lakabını takmışlardı? Neredeyse yüzüne karşı bile adını kullanan kalmamıştı. (İki tane dedikodu dolaşırdı ortalıkta: Eskilerde bir hastası varmış, çoğu da oynak bir kadındı der, sürekli sağda solda, doktorcuğum benle çok ilgilendi, doktorcuğum ne zarif bir adamdır vs.. türünden laflar söylermiş. Vedat, kadına pas vermezmiş ama yine de millet  doktora takılmak için bunu kullanır olmuş. Diğer rivayet de şudur: Gençken, Koço’nun meyhanesinde çok içtiğinde Nazım’ın bir şiirini okurmuş. Şiirin sonlarına doğru “doktorcuğum” kelimesine geldiğinde kadehi kaldırır yere atarmış.) Okumaya devam et

Mariyya…

Hikayeler /1-Mariyya… / Mustafa Erdoğan

Lizbon2Gün ağarıyordu.

Üzerindeki ince yorganı bir hamlede kaldırarak, yataktan doğruldu. Oysa hiç adeti değildi böyle ani kalkışlar. Genç adamı uyandırmak için telefonun alarmı beş dakika arayla en az üç dört kez çalardı. Ama bu sefer, gözlerini hiç açmamasına rağmen handiyse bütün bir geceyi uykusuz geçirmişti.

Bu adam için, Hukuk Fakültesi’ndeki heyecanlı konuşmalarına şahit arkadaşlarından tutun, ailesine, komşularına kadar herkes “geveze” derdi. Ama bugün yapacağı konuşma farklıydı sanki. Cümleleri bir türlü toparlayamıyor, nasıl konuşacağını bilemiyordu. Okumaya devam et