Soysuzlar Çetesi Mısır’da / Mustafa Erdoğan

Özür diliyorum. Türkiye’de anti demokratik bulduğum insanlara yönelttiğim (bazen hakarete varan) eleştirilerden büyük pişmanlık duyuyorum. “Ne oldu da bir anda bu pişmanlık peydah oldu” diyeceksiniz. Mısır’daki askeri darbe en büyük sebep diyebilirim. Bizim darbe severlerimiz bile Abdurrahman Çelebi muamelesi görmeyi hak ediyormuş, dostlar. En azından birazdan sayacağım onursuz kişi, devlet veya kurumlar gibi alenen darbe şakşakçılığı yapmadılar.

Darbeyi göz yaşlarıyla karşılayan Mısırlıları gördünüz değil mi? Ülkenin en büyük holdingi olan Mısır Ordu’sunun fırsat bulmuşken (bahane uydurmasına gerek kalmadan) iktidara çöreklenmesine şaşırmamak gerekir. Peki ya General Sisi denen çakma Kenan Evren açıklama yaparken, yanındakilere dikkat edebildiniz mi? 2 tane sakallı (din! adamı)vardı ki, yüzlerine tükürmeye değmez. Birisi Kıpti Patriği 2. Tavadros, diğeri de El-Ezher Şeyhi Ahmet El-Tayyip. Bu bize siyasal yaşama din adamlarının, cemaatlerin doğrudan müdahil olmasının ne acı sonuçlara yol açtığını gösteren önemli bir örnek oldu. Ezher denilen sözde (sünni) İslam’ın önemli referans noktalarından birinin başındaki kişi, hem bu onursuzluğun yanında yer aldı hem onursuzluğunu fıkıhla açıklamaya kalktı. Yunus’un dediği gibi “bir gönülü yıktınsa bu kıldığın namaz değil; 72 millet dahi elin yüzün yumaz değil”. Bu sözde din adamı ve ahlaksız şeyhi barındıran Ezher denen köhne din kurumu(artık fitne yuvası) benim gözümde yıkılmıştır, bitmiştir. Umarım bir gün tamamen ortadan kalkar ve ben o güne kadar bu yalan din otoritesinin yıkılması için (hiç değilse) kalben dua ediyor olacağım.

Bu sözümle “Mursi karşıtı olan, Müslüman değildir” gibi başka bir ahlaksızlığı ileri sürdüğümü düşünenler yazının kalanını okumasın lütfen. Ancak zalime dahi biat etmeyi İslam’ın içine yediren ve bunu bizzat uygulayarak büyük pay sahibi olan din otoritelerine yazıklar olsun, demekten de beni kimse alıkoyamaz.

Gelelim diğer onursuzlara. Haysiyetsizlik parayla değil diye aldılar diyeceğim ama haysiyetsizlerin neredeyse tamamı paralı adamlar. Örnek mi? Neredeyse istisnasız bu darbeyi alkışlayan tüm diktatör Arap devletleri. Zaten Mısır’ın içindeki sözde “aşırı İslamcı” Selefi/vehhabi grupları ve onların ağababası Suud’u, Katar, BAE (Dubai), Kuveyt gibi petrodolar zengini diktatörlükleri kanıksadık da, İsrail’e gıkını çıkarmamasıyla bilinen Mahmud Abbas’ın Mısır ordusunu yalamasına ne demeli?

Sözde uluslararası bilim adamı olan muhalif Baradey, seçimle gelemeyince ancak darbeyle başbakanlığı alabilirdi. Öyle de oldu. Ya İhvan’ın içinde başkanlık için adaylığını koyup, destek bulamayınca ayrılan (Mısır’ın Abdüllatif Şener’i ) Ebul Fütuh denen arsızın darbeyi alkışlamasına ne demeli?

Maşrık’tan Magrib’e İslam aleminde ne kadar diktatörlük varsa hepsini arkalayan ama seçimle gelen iktidarı alenen askerlerin devirmesine dahi DARBE diyemeyen ABD ve AB ülkeleri için bir şey diyemeyeceğiz değil mi? Çünkü demokrasi, insan hakları, ifade din ve vicdan özgürlüğü vs. gibi haklar onlar içindir. Diğerlerine b.k yemek düşer. Ama bu tavra alışık değil miyiz biz? 27 Mayıs’ı, 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı hatırlayın. Çoğunun kurgusunu yapanlar AB(D) değil miydi? En son 27 Nisan e-muhtırasına ABD, bugün Mısır’da verdiği tepkinin bir benzerini vermemiş miydi? He bu arada AB ülkelerinin yıllarca sömürdüğü Afrika ülkelerinin oluşturduğu Afrika Birliği bu anti-demokratik müdahale yüzünden Mısır’ın üyeliğini askıya aldı. Sanırım, sömürgeci Batı’ya amiyane tabirle daha büyük bir kapak olamazdı.

Neredeyse Mısır’ın içinde dışında tüm ülkeleri saydık? Hepsi haksız da bir ben mi  demokrasiyi “ama’sız kabullenenler” mi haklı? Evet öyleyiz. J.S. Mill der ki; eğer bir kişi dışında bütün insanlar aynı düşüncede olsalar ve yalnız o kişi karşıt düşüncede olsa, nasıl bu kişinin diğer insanları susturma hakkı yoksa; insanların da bu tek kişiyi susturmaya daha fazla hakları olamaz. Bir düşüncenin susturulması durumunda, eğer düşünce doğruysa, insanlar, yanlış olanı doğru olanla değiştirmek olanağından yoksun bırakılmış olacaklardır. Dünyanın zengin, büyük devletleri, Hıristiyan&Müslüman din adamları bir araya gelse, soysuz Arap diktatörlükleri paralarını akıtsa da seçimle gelen iktidara yapılan DARBEnin her türlüsü onursuzdur, kınanmaya mahkumdur.

En başta dediğim gibi buna açıkça DARBE diyen ve kınayan hükümeti, muhalefetiyle bir Türkiye oldu ( Muhalefet partilerin kıvırmalarla süslü açıklamaları bile yazının başında belirttiğim üzere takdire şayandır).

Bir analiz yazısında hakaretler savurmak yerine “Mursi neden bu kadar çabuk yıkıldı” sorusunun analizini yapmaya çalışsam daha iyi olmaz mıydı? İlk yazı için cevabım hayır olacak. Cami yıkılırken, küçük bir mescid üzerine konuşma (en azından ilk aşamada) yapmak ahlaksızlık olur. O yüzden bu meselede, söze başlarken önce darbeyi ve darbecileri lanetleyerek başlamalı ki, ondan sonra ağzını açsan da büzsen de çok yanlış söylemlerde bulunmayasın!

Başka bir yazıda değineceğim ama Mursi için kısaca şunu söyleyeyim. Mursi, Erbakan türevi bir lider olduğu için onun benzeri bir muameleye maruz kaldı. Bazen sadece namuslu olup, çalışmak yetmeyebiliyor. Çakallarla dans edecek kadar onların lisanını da öğrenmek gerekiyor. Mısır’ın Erbakan’ı yerine Erdoğan’ı (Hayrat Şatir) cumhurbaşkanı olsaydı; olay bu kadar kolay kapatılamazdı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s