Urfa Ruhu (El-Ruha)/Mustafa Erdoğan

1. Cihan Harbi‘nin dünyaya en önemli hediyesi Anadolu, Mezopotamya ve Biladi’ş-Şam(Levant) adlı 3 kardeş havzayı birbirinden ayırmak oldu. Bu ayrım hiçbir sosyolojik altyapıya dayanmıyordu. Bu bölgeler tamamıyla emperyalizmin, savaşı kazananlara vaat edilmiş hediyeleri oldu.

Üç bölgede de yaşayan (nüfusa göre) ilk üç millete baktığımızda Türkler, Araplar ve Kürtleri görmekteyiz. Ancak paylaşımda etnik ve mezhepsel farklılıklara bakılmamıştır. Fransız ve İngilizler sadece savaş öncesi anlaştıkları üzere  aralarında bölüşüme gitmiştirler.  Biladi’ş-Şam(Levant) Fransa’ya, Mezopotamya ise İngilizlere verilmişti.  Dünyada gerçekleşen devrimler ve Milli Mücadele sayesinde, Türkler ekonomik olarak büyük devletleri incitmeyecek kazanımlarla (doğal rezervlerin bulunduğu alanlardan tamamıyla çekilmek kaydıyla) Anadolu’da kaldı.

Fransa ve İngiltere’nin çekilmesiyle, (adına yaşamak denirse) bugün kabaca bu havzaların üstünde Irak, Suriye ve Türkiye devletleri yaşamakta. 3 havzada 2 Arap, 1 Türk devleti kurulmuş oldu, Kürtlerse bu 3 havzaya yayıldılar. (Çoğunluğu Türkiye’de olmak kaydıyla İran,Irak ve Suriye’de halen yaşamaktadırlar.) Bu üç majör milli kimliğin ortak paydası Sünni İslamken, bölgede önemli miktarda Alevi (Türk/Türkmen, Arap ve Kürt) bulunmaktadır.

Türkiye’deki Araplar, diğer tüm minör uluslar gibi ülkenin görünmez Sünni İslam paydasında eridiler. Yine aynı süreç eşliğinde Türkiye’deki Kürtlerin önemli bir kısmı Türkiye’nin batı bölgelerine göç ederek asimile oldular. Bölgede kalanların büyük bir kısmı  (Bugün bölgede AK Parti’yi destekleyen kesimler) yine Sünni İslam paydasında devlete entegre oldu. Alevi, sosyalist, milliyetçi ve son dönemde Sünni Müslüman olsa da bu paydayı yetersiz gören Kürtlerse Türkiye içerisinde ayrılıkçı hareketi oluşturmaktadır.

Suriye’deki Türk(men)ler, Hatay’ın katılmasıyla büyük oranda Türkiye’ye geçtiler. Halihazırda Suriye sınırları içerisinde kalanlarsa Hafız Esad’ın Türkiye ile gergin olan ilişkileri yüzünden çok da fazla bir kimlik mücadelesi verememiştir.(Türkiye Türkleri’nin aksine Suriye Türkmenleri Alevidir). Oran olarak Suriye nüfusunun onda birini oluşturan Kürtlerse, hiç bir zaman Suriye’nin parçası görülmemiş ve “Türkiye’nin artığı” olarak nitelendirilmiştir. Yıllarca kimlik verilmeye bile layık görülmemişlerdir. Suriye’yi (nüfusun %15’i Alevi/Şii/Nusayri olmasına karşın) Şii Esad Hanedanı yönetmektedir. Arap Uyanışı’nın ardından ülkedeki sünniler de ayaklanmış; kısa bir vadede ülkedeki yönetimi ele almalarına kesin gözüyle bakılmaktadır. Muhaliflerin başına (“Kürtler, Aleviler ve Türkmenler kısacası herkese özgürlük söylemiyle”) Sünni aktivist ve din adamı Muaz el-Hatip geçmiştir. Esad sonrasında da bu ismin üzerinde (kendisi olmasa da benzer görüşte bir isim) uzlaşılması beklenmektedir.

Irak ise doğal kaynaklar bakımından zengin olması hasebiyle diğer iki havzadan daha fazla tecavüze uğramıştır. Irak nüfusu etnik ve mezhepsel olarak da coğrafya üzerinde ayrışmıştır. Güneyde Basra merkezli zengin petrol yataklarına ve ülke nüfusununun 3/5’ine sahip olan Şii Araplar, Kuzeyde (Ninova)Musul’a sahip olan Sünni Araplar ve Erbil merkezli Kürtler bulunmaktadır. Şii/Alevi Arap nüfus güneye çekilmişken, Şii/Alevi olan Irak Türk(men)leri Sünni Arap ve Kürt bölgesi içine yayılmıştır. Mezhebin, kimlik bilinci önüne geçmesi ve silahlı güçlerininin olmaması hasebiyle siyasi bir birlik sağlayamayıp sadece bir azınlık kimliği olarak kalmışlardır. Kuzeyde Kürtlerin ve Sünni Arapların çoğunluğu oluşturduğu şehirler (Erbil,El-Anbar vs. gibi) mevcutsa da Kürtler ve Sünni Arapların iç içe geçtiği birçok yer mevcuttur. Örneğin Kerkük, Kürt nüfus yoğun olmasına karşın, Arap ve Türkmen nüfusun dengeleyici karşı çoğunluğuyla kozmopolit bir hal almıştır. Keza Musul merkezli Ninova vilayetinde Sünni Araplar çoğunlukta olmasına karşın Kürt ve Türk(men)  nüfusu azımsanmayacak düzeydedir. Türkiye ve Suriye’nin aksine de facto bölünmüşlük içerisinde yaşayan Irak’ın gönüllü ya da savaşarak bölünme olasılığı bir arada yaşamasından çok daha fazla gözüküyor. Irak Şii (Arap) yönetimi ve Irak Kürt yönetimi belli bölgelerde neşet etmişken; Sünniler Saddam’a duyulan öfke sebebiyle bu şanstan yoksun kalmışlardır. Son dönemde Türkiye’nin desteğinde Usame El-Nuceyfi liderliğinde Irak’ın 3. parçasının da belirginleşmesi beklenmektedir. Gelişmeler toplumsal akışa uygun devam ederse, Irak’ta 2 Sünni bölgesel yönetim (Kürt-Arap çoğunlukta, Şii Türk(men)ler azınlıkta) ortaya çıkacaktır. (Irak Kürdistan Başbakanı Barzani’nin deyimiyle) Bunlar için umut kapısı Türkiye’dir. Irak’ta Nuceyfi’nin adı “Türkiye’nin adamı”na çıkmıştır.

1.Cihan Harbi’nin 100. yılına girerken tarih cetvelle ayrılan bu üç havzanın yeniden birleşme olasılığı doğmuştur. Bu sözlerimden Neo-Osmanlılık, Büyük Kürdistan, Irak-Suriye Araplarının birleşmesi gibi hususlara gireceğimi sanmayın. Tam aksine tarihsel perspektifte bölgesel yönetimler altında bu havzalar daha huzurlu olmuştur. Yine de bu yapının korunması tarafındayım. Ancak idari/siyasi yapı, kültürel ve ekonomik birleşmenin önünde engel olmamalıdır.

İslam ortak paydasında ve bin yılın ortak yaşam kültüründe buluşmakta olan Kürt, Türk ve Arap halklarının başında  birbiriyle çok iyi anlaşan 4 lider var:Erdoğan, Hatip, Nuceyfi ve Barzani. Irak’ın 2 bölgesel yönetimi altında (Mezopotamya’da) zengin petrol/doğalgaz yatakları (Musul, Erbil, Kerkük vs.), (Anadolu ve Levant’ta)  Türkiye ve Suriye’nin ise emsalsiz bir jeostratejik konumu vardır.

Bu bölgedeki asırlık kavganın en büyük sebebi petrol ve türevleri temelli ekonomik çıkarlar olduğu için, kavgayı dostluğa çevirmeyi de yine bu çıkarlar üzerine bina edilmelidir. Küçülme, parçalanma korkusuyla 100 yıldır kan akan bu bölgelerdeki insanların birbirinden ayrılmama sebeplerinden en önemlisi İslam’dır. Ancak bu ortak paydanın bundan sonra da bir arada yaşama isteğine yeterli dayanağı oluşturamayacağı aşikardır. Oysa ekonomik refah temelli bir çatı altında bu unsurlar ortak paydalarını daha da iyi görebileceklerdir. Yani tüm bunlara Türkiye gibi büyük bir bölgesel gücün sağlayacağı güvenlik şemsiyesi, Suriye-Türkiye ortaklığında Doğu Akdeniz’in bir enerji terminali olma şansı katılırsa 1+1+1+1, 4’ten daha fazla edecektir.

Bu amaçla “4 yönetimin siyasi eşitliğinde”, eğitim-teknoloji, kültürel ve ekonomik entegrasyona dayanan (AB/ Benelüx benzeri)bölgesel bir yapılanmanın kurulması gerektiğini düşünüyorum. Farklı algılamalara yol açmamak için kuruluş anlaşmasının 1. maddesine 4 yönetimin de eşit olduğu ve diledikleri zaman bu yapıdan ayrılabileceklerini yazmak faydalı olacaktır. (Bugün Maliki’ye olan destek sebebiyle Irak’lı Şii Araplar ilk aşamada bu oluşuma destek vermese de orta vadede katılmak isteyeceklerdir).

Bu yapının merkezi için, Türk, Kürt ve Araplardan müteşekkil nüfus yapısıyla, peygamberler şehri olarak bilinen, bu bölgelerin tam merkezinde bulunan Urfa’yı öneriyorum.

Türkiye’li PKK liderleri Öcalan ve Karayılan’ın, Suriye’li PKK/PYD lideri Müslim’in de memleketi olan Urfa, AK Parti’ye verdiği %70’e yakın oy oranıyla Türkiye ile de tam entegre bir şehirdir. Araplar için hem tarihte hem günümüzde önemli yeri olan bir şehirdir.

Kültür olarak Halep veya Musul’a, İzmir’den çok daha yakındır, Urfa. Türkiye’nin Mezopotamya ve Levant(Biladi’ş Şam) politikasının merkezi olmak için Ankara, İstanbul, İzmir’den çok daha uygun bir yerdir.

Yapılabilecekleri de şu şekilde sıralamak istiyorum:

1-Her bir yönetim eşit siyasi ağırlığa sahip olmalı ve eğer isterse halkına sorup(referandum sonucuyla) bu ortaklıktan ayrılabilmelidir. Üye devletler birbirlerinin toprak bütünlüğünü tanımalı ve korumak için işbirliği yapacağı taahhüdünde bulunmalıdır.

2-Dört yönetimde nüfus- yıllık gelir değişkenleriyle oluşturulacak bir formül sonucu bölgesel yönetime yıllık fon ayırmalıdır. Enerji kaynaklarının arzı, sevki ve satışında Ekonomi sekreterliği yetkili kılınmalıdır.

3-a)Kültür(Müzik,Spor,Eğitim,Teknoloji ve Din gibi alt komisyonları olan) b)Ekonomi(Enerji) c)İdari ve Bölgesel Güvenlik başlıkları altında (1 başkan ve 2 yardımcıdan oluşan) üç tane sekreterlik oluşturulmalı. (Kültür sekreteri Arap, ekonomi sekreteri Kürt, idari sekreter Türk; yardımcıları diğer milletlerden oluşabilir) Bu sekreterliklerin karar yetkileri 4 ülkenin başbakanı tarafından kurulan kararları oybirliğiyle alınan bir komisyon tarafından belirlenmelidir.

4-Urfa’da Arapça, Kürtçe ve Türkçe eğitim veren, tüm bölgeye hitap edebilecek üniversite ve teknokentler kurulmalı.

5-Din sekreterliğinde 3 dile de hakim din adamları yetiştirilmelidir. Kahir ekseriyet sünni olsa da bu yapılanmada önemli sayıda nüfusa sahip Alevi/Şii/Dürzi Müslümanlar da, Hristiyanlar(Nasturi, Keldani) da temsil edilmelidir.

6-Ülkeler arasında öğrenci ve işgücü değişim programları oluşturulmalı. Urfa merkezden bunlar fonlanmalıdır.

-Ülke vatandaşları diğer ülke spor kulüplerinde yerli oyuncu kontenjanından sayılmalıdır. Merkez tarafından fonlanacak iddialı bir spor kulübü kurulmalıdır. Ortak fon tarafından bölge temalı filmler çektirilmeli, müzik ve film festivalleri/yarışmaları düzenlenmelidir. Farklı dillerde çekilen dizi ve filmlerin diğer iki dile de çevrilmesi konusunda fon sağlanmalıdır.

8- Anlaşma sorunsuz işlerse 2 yıl sonra;

a)Yalnızca bölgesel ihtilaflarda görev yapmak amaçlı(İdari ve güvenlik sekreterine bağlı) karma sembolik bir askeri tabur oluşturulmalıdır.

b)Her bir ülkede Kürtçe, Arapça ve Türk(men)ce anadilde eğitim serbest olmalıdır. Ortak fon tarafından her ülkede bu dillerde eğitim yapacak belli sayıda ilk ve orta dereceli okul açılmalıdır.

c)Tüm vatandaşlara serbest dolaşım hakkı verilmelidir.

d)Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı tüm üye ülkelerce kabul edilmelidir.

Hem bakarsınız reel politikle iç meselelerini çözememiş olan ülkeler, ölçek büyüterek kendi iç sorunlarını çözmüş olurlar. En azından düşünmeye değmez mi?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s