Kürt Meselesine Dair: 3)PKK Stratejileri & Kürt Hareketi/Mustafa ERDOĞAN

Türkiye’deki 1980 askerî darbesi sonrası, öngörülemeyen sayıda tecrübeli örgütçü, sığınmacı olarak Batı Avrupa’ya gitmiştir. Bunlar arasında en başarılı olanlar, Sünni Müslümanlar ve daha sonra içlerinden PKK’nın tedricen baskın hale geleceği Kürt milliyetçileri olmuştur. Bu arada Türkiye’deki rejim, belli başlı cami federasyonlarını alarak ve Sünni İslâm’ın “Türk-İslâm sentezi” olarak bilinen aşırı muhafazakâr ve milliyetçi kanadını destekleyerek göçmen cemaatler üzerinde yeniden denetim sağlama çabasına girdi. (1) 12 Eylül’le devlet katında saygın bir yer edinen Türk-İslam sentezindeki milliyetçi unsurlara, bu zamandan sonra Kürtler ile mücadele ederken de sıkça başvurulur olmuştur.

1980’lerden itibaren, Kemalist ideoloji ile göbek bağını koparamamış Türk soluyla yolunu ayıran Kürt solu, Türk radikal solunun 1960 ve 1970’lerde savunduğu ‘ulusal demokratik devrim’ tezinden esinlenen, ‘Kürt ulusal demokratik devrimi’ teziyle gerilla mücadelesine yöneldi. Bu örgütlerin en güçlüsü PKK’ydı. PKK, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerini içine alacak şekilde Suriye, İran ve Irak toprakları üzerinde Marksist-Leninist ilkeler doğrultusunda bağımsız birleşik bir Kürdistan devleti kurmayı hedeflemektedir.

1980 yılıyla beraber Türkiye’de iç güvenlik sorunu belirgin bir biçimde kötüleşmiştir. 12 Eylül harekâtı sonucunda birçok silahlı Kürt militanı yakalanmış veya ölü olarak ele geçirilmiştir. Bu dönemdeki siyasi gücün Diyarbakır Cezaevi’nde yaptığı işkenceler, o dönemin mağdurları tarafından, çıkacak yeni Kürt isyanının temeli olarak gösterilmiştir. Parça parça olarak yapılan yurtdışına çıkışlar darbeden sonra yoğunluğunu artırmıştır(2).Örgüt, 1984 yılından itibaren yoğun terör faaliyetlerine başlamış ve güvenlik güçleri yanında başta ülkenin doğusunda yaşayan insanlar olmak üzere birçok hedefe yönelik silahlı şiddet eylemleri gerçekleştirmiştir.

PKK, uluslar arası hukukun ‘sömürge olmayan’ halklara tanıdığı azınlık haklarına atıfta bulunularak ‘kendi kaderini tayin hakkı’ söylemini tekrar gündeme getirmeye kalkışmıştır. Bu noktada PKK, terörizm ile milli bağımsızlık hareketleri arasında kalan uluslar arası camianın boşluğundan yararlanmaktadır. Meşruiyetini de şiddete dayanarak sağlamaya çalışmıştır. Bir süre sonra, uluslar arası alanda tanınmayı da bu yolla başarmıştır.

Milli bağımsızlık hareketlerinin konumu üzerindeki uzlaşmazlık Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen antlaşma projesi çalışmalarını da sekteye uğratmıştır. 1950’ lerden itibaren başlayan dekolonizasyon (sömürgeciliğin tasfiyesi) sürecine Birleşmiş Milletler de 1960′lardan itibaren Genel Kurul’un aldığı kararlarla hukuki ve siyasi destek vermiştir. Bu dönemden itibaren imzalanan terörizme ilişkin antlaşmaların çoğunda, antlaşma hükümlerinin, halkların kendi kaderlerini tayin haklarına (self-determinasyon) ve milli bağımsızlık hareketlerinin meşruiyetlerine halel getirmeyeceği belirtilmiştir. Birleşmiş Milletlerin 1974 tarihli “Saldırının tanımı” başlıklı çok önemli kararı da self-determinasyon mücadelelerini saldın kapsamı dışında tutmaktadır. 1970 tarihli Uluslararası Hukuk Prensiplerine ilişkin Bildirge de, hem yabancı devlet topraklarında düzensiz askeri gruplarca şiddet eylemleri gerçekleştirilmesini yasaklamakta, hem de milli bağımsızlık hareketlerini ve bunlara verilen desteği teşvik etmektedir.(3)

PKK, stratejisini genel olarak temel insan haklarına, özelde de üçüncü kuşak haklara da dayandırmaktadır. Tarihsel gelişimlerine göre üçe ayrılarak incelenen bu temel insan haklarına bakacak olursak: “Birinci kuşak haklar, en temel kişi özgürlüklerini ve siyasal hakları kapsamaktadır. İkinci kuşak haklar ise çalışan kesimlerin XIX. yüzyılın ikinci yarısında şiddetlenen mücadelelerinde, özellikle siyasal haklar ve iktisadi taleplerin ön plana çıkmasıyla ortaya çıkmıştır: “seçme, seçilme ve siyasal örgütlenme hakları, çalışma olanaklarının düzeltilmesi, iş olanaklarının yaratılması, toplumsal güvenliğin sağlanması, sendika ve grev hakları gibi…” Üçüncü kuşak haklar ise dayanışma haklarıdır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında beliren nükleer teknoloji tehlikesi ve nükleer yayılmanın insanlığı tehdit eder bir boyuta ulaşması sonucu ortaya çıkmıştır. Bu kategoriye, çevre hakkı, gelişme hakkı, barış hakkı ve insanlığın ortak mal varlığına saygı hakkı girer”(4)

PKK, terör eylemlerine başladığı 1984 yılından beri birbirinden farklı stratejiler uygulayan bir örgüttür. Bu stratejiler genel olarak dört başlık altında toplanabilir: 1984-89 arası “yoğun terör”, 1989-95 arası gerilla aşamasına geçme çabası, 1995-1999 arası büyük kentleri de kapsayacak şekilde tekrar yoğun terör, 1999-2005 arası ise farklı kombinasyonları eş zamanlı içeren, “terör, pasif itaatsizlik ve siyasallaşma” sürecidir”(5)

PKK terör örgütü 1984 yılından sonra Kürt vatandaşlarımıza da yoğun bir terör uygulamıştır. (6) Türkiye beklemediği bir şekilde peş peşe eylemlerle sarsılmıştır. Bu süreç içerisinde, toplum öncelikle amaçsızca sindirilmeye çalışılmıştır. Terörün en keskin mesajı ise “sizi kimse kurtaramaz, bizden başkasını bir adres veya otorite olarak aklınızdan dahi geçirmeyin”(7) ifadesidir. Bu yolla bölge halkı bir tarafta yer almaya itilmiştir. Bu noktada başarılı olunmuş, buna direnmek isteyenler çareyi o yıllarda göç etmekte bulmuşlardır. Diğer yandan bu süreçte, PKK öğretmen, polis, hâkim, mühendis gibi devlet memurlarına dönük eylemlerle, bölgede çalışmanın güvensiz olduğunu yaymaya çalışmıştır. (Gramsciyen teoriye göre) Devletin ikna edici unsurlarından olan, eğitim ve bir takım hizmetlerin bölge halkına ulaşması engellenmiştir. Bu yolla hem gelecek memurlar korkutulmuş hem de devletin bu bölgede söz sahibi olmadığı vurgulanmak istenmiştir. Ayrıca, eğitim, yargı, teknik imkânlar gibi hizmetlerden yoksun kalan bölge halkı üzerinde örgütün propaganda yapması kolaylaşmıştır. Güvensiz ortama sermaye sahipleri de gitmeyerek, bölgedeki ekonomik sıkıntıların iyileşmesi yolunda bir katkıda bulunmamıştır.

PKK örgütünün ikinci stratejisi ise, terörün bir sonraki safhası olan gerilla aşamasına geçme çabasıdır. Gerilla aşaması, terör örgütlerinin özellikle etnik ayrılıkçı örgütlerin ulaşmak istedikleri önemli bir stratejik hedeftir. PKK açısından da durum böyledir. Korkuya hapsedilmiş Kürtlere şefkatli yaklaşım zamanı ve devlete meydan okuma vakti gelmiştir. Bu stratejinin temeli şaşkınlık ve panik halindeki halkı kurulacak farklı isimlerdeki derneklerle örgüte yönlendirme ve aynı zamanda devleti aşırı güç kullanmaya itmek marifetiyle güvenlik güçlerinin vahşi ve adaletsiz olduğu propagandasını yapmaktır. (8)

PKK terör örgütünün, dağ kadrosunu “gerilla”, eylemlerini ise gerilla mücadelesi olarak göstermesi, PKK’yı halk ordusu şeklinde göstermeye çalışmasından kaynaklanmaktadır. Halk ordusu niteliğinin doğrulanabilmesi için PKK’nın halktan destek alıp almadığını belirlemek gerekmektedir. Halkta nefret hislerini oluşturmaya çalışarak onları kendi yanlarına çekmeye çalışan PKK, bunu desteklemek için gerillayı kahramanlaştırmaya çalışmıştır. Bu yolla PKK lider kadrosunun öncülüğünde, bir halk ayaklanması yaratılmak istenmiştir. Örgüte veya Öcalan’a göre halkın ayaklanmasından kastedilen şudur: “…Halkın gösterileri ve halkın düzeni zorlaması da bir şiddet olayıdır ve zoru simgeler. Silahlı şiddet kadar siyasal şiddet de, devrimimizde önemli bir rol oynayacaktır. Bunlardan biri Gerilla, diğeri de Halkın cephesel çıkışıdır. Silahlı olanına Gerilla, silahsız olanına da Siyasal Zor diyoruz.” (9)

PKK’nın gerilla tarzı yapılanmaya gitmesi de düzenli bir orduyla savaşacak gücü kendisinde bulamayışıyla ilgilidir. Güç dengesi olarak çok daha üstün olan Türk güvenlik güçlerine karşı ancak düzensiz ve yıpratma eylemleriyle başarılı olacaklarını anlamışlardır. Gerilla çatışmalarındaki asimetrik etki PKK’nın aynı zamanda propaganda gücünü etkin kılmaktadır. Örneğin, şiddet eylemlerine zaman zaman ara veren PKK, kamuoyunda etkisini kaybedip, çözülme sürecine doğru gitmiştir. Bir şiddet eylemi yaptıkları zaman bu onları devlet karşısında hem dirençli göstermiş hem de kendi aralarındaki bağı sıkılaştırmalarına yol açmıştır. Bu yolla her bir şiddet eylemi PKK’nın çözülme sürecini kesintiye uğratmıştır diyebiliriz.

PKK gerilla yöntemlerini desteklemenin yanında bunu geliştirecek teorik altyapıyı da oluşturmuştur. Bu teorik altyapıda yukarıda bahsedilen asimetrik etki, unsurlardan bir tanesidir. Gerilla çatışmalarının asimetrik etkisi örgüt raporlarında yer almaktadır: “PKK tarihini biraz değerlendirirsek, bir tabanca ile ne kadar büyük eylem yapılabileceği görülmüştür. Genelde gerilla tarihine bakılırsa kendini doğru işleten beş kişilik gerilla biriminin, beş kişilik düşman gücüyle rahatlıkla savaşabileceği, hatta onu imhaya dahi götürebileceği kanıtlanmıştır. Başka ulusların kurtuluş hareketlerinde ve kendi mücadele tarihimizde de, beş kişilik birimin, bir bölgeyi sarsabileceği bu temelde büyük gelişmelere yol açabileceği aşikârdır”(10)

Gerilla dönemi olarak adlandırılabilecek bu yıllardan sonra, üçüncü döneme geçilmiştir. Bu dönemse PKK açısından bu safhada silahlı mücadeleyi kazanamayacağını kabul etmek anlamına da gelmektedir. 1995 yılında şekillenen bu dönem Öcalan’ın 1999 yılında Kenya’da gözaltına alınmasına kadar sürmüştür. Artık PKK, Türkler üzerinden Kürt kimliği arayışı içersindedir. Bu stratejinin temeli, terör eylemlerinin Türkiye’nin batıdaki kentlerine taşınmasıdır. Batıdaki kentlerde gerçekleştirilecek olan yoğun terör eylemleri Türk milliyetçiliğini daha da radikalleştirecektir (11). Bu dönem daha önce olayları üzüntü içinde de olsa uzaktan izleyen büyük şehirdeki kentli insanlar açısından terörle birebir karşı karşıya gelmek demektir. Eylemlerini ülke geneline yayan örgüt, doğuda silahla kaybettiği savaşı, batıda propaganda yoluyla kazanacağını düşünmektedir. Burada da toplumsal taban olarak kendisine göç etmiş insanları seçmeyi amaçlamaktadırlar. Batı illerine göçle gelen halkla, yerleşik halk arasında ikilik oluşturmak yoluyla da defalarca olaylar çıkartılmıştır. Bu yolla “savaş alanı” kırsaldan kente sıçramış, geniş bir sahaya yayılmıştır.

Örgüt, 1999’da Öcalan’ın yakalanmasından sonra yeni bir evreye geçmiştir. Bu son evre de; birbiriyle çelişen stratejilerin uygulanmaya çalışıldığı dönemdir. Bal’a göre: “ Bu yıllar, günümüzde PKK ne yapmaya çalışıyor sorusunu da sıklıkla akla getiren karmaşıklığın doğmasına yol açmıştır. Son döneme sarkan karmaşıklığın temeli, PKK lideri Öcalan’ın Türk devlet görevlilerinin eline geçtiği andan itibaren; “devletime hizmet etmeye hazırım, halkların kardeşliği, akan kanın durdurulmasında üzerime düşeni yapmaya hazırım” ve “demokratik cumhuriyet” gibi ifadelerle, hem Türkiye Cumhuriyeti’ne hem de terör örgütüne yönelik mesajlarıyla ortaya çıkmasıdır” (12)

PKK, Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye tesliminden sonraki altı yılda şiddete ara verdiyse de, esas olarak devletin gerekli sosyo-kültürel, ekonomik adımları atmamasından, tali olarak da ‘Irak ve İran faktörü’ yüzünden 2004’ten itibaren silahlı mücadeleye tekrar dönmüş, döndürülmüştür.


(1) Bruinessen, M. V. 1996. “Kurds, Turks and the Alevi Revival”, Middle East Report. 7-10.

(2) Ulutürk, Selma. 2007. “PKK Terör Örgütünün Siyasallaşma Girişimi ve Türkiye”. YL tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul, Türkiye

(3) Öktem, a.g.e. s. 145

(4) Yürük, A., Karakul, S. “Çağdaş Toplumda İnsan Haklarının Doğuşu ve Gelişimi”, s. 37.     http://www.aof.anadolu.edu.tr/kitap/ioltp/1268/unite03.pdf, Erişim tarihi 27.05.2010

(5) Bal, İ. 2006. “Alacakaranlıkta Terörle Mücadele ve Komplo Teorileri”, 179.İstanbul: USAK Yayınları.

(6) Özcan, A. N. 1999. “PKK: Tarihi, İdeolojisi ve Yöntemi”, 22-54. Ankara: ASAM Yayınları.

(7) USAK Raporu. 2008. “PKK Terör Örgütü ile Etkin Mücadelede Analiz, Risk, Fırsat ve Öneriler”. İstanbul

(8) Ibid.

(9) Semiz, Burhan. 2007. Çıkmaz Sokak PKK, 53-55. İstanbul: Lalezar.

(10) Ibid. s. 55.

(11) Bal, a.g.e. s. 78.

(12) Ibid. s. 82.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s