Kurban…/Mustafa Erdoğan

Kurban Bayramı yaklaşıyor. “Bu sene de bayramın Hac dönemine denk geldiğini” yazan matbuat cühelasından, “tavuk kesmeyi öneren” marjinal ilahiyatçılara, kurban kesmeyi profan dünyanın kriterleriyle değerlendiren rasyonalistlerden, kurbanı alınacak et ağırlığı ve verilecek parayla değerlendiren bazı mütedeyyinlere kadar birçok kesimin yer aldığı tartışmalar da yine yaklaşıyor mu diye düşünmeden de edemiyorum. Ancak bu sefer onların konuşmasını beklemeden “benim kurbanımın” ne olduğunu anlatayım…

Kurban, Arapça bir kelime olmasına karşın Türkçe’de anlamının dışında kullanılmaktadır. Bu biraz da bu toprakların Kurban ibadetine bakış ve algı farklılığından kaynaklanıyor. Arapça’da Kurban Bayramı yerine “İd’ül Adha” kullanılıyor. “İd” bizdeki bayram kelimesine karşılık gelirken, kurban yerine de “adha” yı kullanıyorlar. “Adha/udhiyye” bu ibadeti yerine getirmek için kesilen büyükbaş hayvanlara karşılık geliyor.

“Kurban”sa (karaba,krb, kurbet) köklerinden türeme “yakınlaşma” anlamına gelmektedir. Tam anlamıyla da Allah’a yak(ın)laşmaya vesile olan şey anlamına geliyor. Burada aklınıza “akraba” kelimesini getirebilirsiniz. Aynı kökten ve aynı anlama gelir. (Teşbihte hata olmaz. Kurban bu anlamıyla Allah’la dost olmaktır.)

Medeniyet imbiğinden geçmiş haliyle Kurban Bayramı, “Allah’a Yakınlaşma Günleri”dir. İbadetin özünü Allah’a yaklaşmak oluşturmalıdır. Kesilen hayvanlarsa buna vesiledir. Tabii ki İbrahimi bir ibadet olan kurbanın, tarihsel bir arka planı vardır. En değerlisini, (oğlu) İsmail’ini Allah’a yaklaşmak için fedadan kaçınmayan Hz. İbrahim‘in milletine bir kolaylıktır, sunulanın bir hayvan olması.

Allah’a yaklaşmanın ön koşulu,manen de olsa en değerli varlıklarımızdan, kendimizden vazgeçebilmektir(kendimizi kurban edebilmektir). Böylesi bir ibadet için ilk başta yazdığım tartışmaların ve düşüncelerin ne kadar anlamsız olduğunu görebiliyor musunuz? Allah’a yaklaşmak, kendimizden veya en sevdiklerimizden vazgeçebilmek olan Kurban ibadetini hayvanlara, ete indirgemenin dayanılmaz utancını hissedebiliyor musunuz? Ancak yine de insanların aklında bazı sorular yer ediyor. Herkese mümkün olduğunca ilk iki boyutu anlatmamız sonrasında da sorularına cevap vermemiz gerekir düşüncesindeyim.

Ukba alemi boyutundan dünya alemine gelecek olursak…Kurban etinin ve derisinin kime verileceği tartışmaları da yıllardan beri süregelir. Kurban, bir anlamıyla da Muhammed (s.a.v.)‘in selamını götürmektir. Bu sebeple Kurban eti ve derisi Müslüman, gayrimüslüm, (ateist ya da şintoist de olabilir ) herkese verilebilir. Verilmelidir de. Tabii ki muhtaçlardan başlanması makul bir davranış olur. Ancak peygamber selamı iletmek için gittiğiniz kimselerin inancını sorgulamak kadar lüzumsuz bir davranış olamaz.

(20 gün önce bulunduğum Saraybosna’nın bizden izler taşıdığına hatta “bizim gibi” olduğuna şahit oldum. Osmanlı usulü kahveyi şekerleme ile ikram etmenin adına Boşnak kahvesi deseler de; sokaklarıyla, çarşısıyla geleneği bizden çok daha iyi muhafaza etmişler. Bu sebeple Saraybosna’ya bir uzanalım diyorum.)

Ne kadar kelimelerle “Kurban”ı anlatmaya çalışsam da eskilerin deyimiyle lisan-ı hal(bizimkisi lisan-ı resim oldu) gibi olmaz. Bu yüzden sizinle Boşnak gazeteci Emine Şeçeroviç‘in geçen sene twitterdan paylaştığı, çok hoşuma giden iki fotoğrafı paylaşmak istiyorum. (Kurban etlerini özenle paketleyip, süslemişler. Şık bir hediye sepetinde taşıyarak paylaşıyorlar)

“Muhammed (s.a.v)’ın selamını size getirdim; bu da hediyem(vesilem)” demenin ne güzel bir dışavurumu olmuş değil mi? Bu resim bize kurban etinin, bir paket çikolatadan, lokumdan farklı olmadığını anlatmıyor mu? Verdiği kurbanla birinin karnını doyurduğunu sanan birisi, Allah’a yakınlaşabilir mi, Allah’la dost olabilir mi? (Hac suresi ayet 37: “onların etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz; fakat sizin takvanız O’na ulaşır…)

Bu hususlarda vukufiyeti yakalamış birisine “Kurban”ın nasıl kesileceğini, etini/derisini nasıl paylaşacağını anlatmaya gerek kalmaz sanırım.

Fıtr (Sadaka) Bayramı olan Ramazan’da bir kutu çikolatayla ne kadar temiz ve medeni şekilde bayramlaşmaya gidilir değil mi? “Benliğimden/sevdiklerimden vazgeçerek, Allah’a yaklaşmak için, peygamberin selamını getirmek için, sana geldim kardeşim.” demek olan Kurban Bayramı ziyaret ve hediyeleşmesinde daha az özen gösterilebilir mi? Varın, siz düşünün artık…

Reklamlar

2 responses »

  1. F.Yalçıner dedi ki:

    Biz müslümanların, Allahın rızasına erişebilmek için yapmaya çalıştığımız bir ibadeti hakkıyla yapamadığımız (kendi adıma söylüyorum) gerçeğini bizlere aktarmış bir yazı, İbadetin özünden çok ayrıntılarıyla uğraştığımızı ve bunun farkında olmadığımızı gördüm. Vesile olandan Allah razı olsun.

  2. Köksal SARICA dedi ki:

    Mustafa ellerine sağlık, bu kısa yazıda çok şeyler anlatmayı başarmışsın bence. Birde Allaha yaklaşmayı sağlayan kurban ibadetinin nasıl gerçekleşmesi gerektiğini, bağış yapmanın bunun neresinde ve derecesinin ne kadar olduğu konularındaki fikirlerini de belki başka yazılarında paylaşırsın. Zira, Günümüzdeki kurban bağışı ile ilgili yapılan kampanyaların insanların algısının ibadetten ziyade, hangi ürünü nereden daha ucuza alabilirime kaydırdığını düşünüyorum.
    Tekrar ellerine sağlık,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s