1)PKK Öncesi Kürt Hareketi-Siyasi İlişkisi/Mustafa Erdoğan

Kürt unsurunun etkin olarak İmparatorlukta kullanılmaya başlaması 2. Abdülhamit iledir. İkinci Abdülhamit döneminde Osmanlı Devleti, 19. yüzyılda yükselen ulus kimlikli isyanları, İslam şemsiyesi altında çözme yoluna gitmiştir. Bu amaçla Sünni İslam ortak paydasında müttefik kabul edilen Kürtler Hamidiye Alayları’nda örgütlenerek, hem Rusya’ya ve İran’a karşı bir tampon bölge oluşturulmuş, hem de Kürt asileri merkezin kontrolüne alınmıştır. Kürtler de Sultan Hamid’i ‘Bavé Kurda’ (Kürtlerin Babası) diyecek kadar sevdi.

Bu sürecin ardından, diğer halklara göre geç gelişen ve meşrutiyetin ilanıyla başlayıp İttihat Terakki Cemiyeti’nin iktidara gelişinden sonra harekete geçen Türk milliyetçiliğine ait uygulamalar, Kürt halkının kimlikleri konusunda daha bilinçlenmesine yol açmıştır.

Kurtuluş Savaşı dönemindeyse Kürt kelimesi farklı bir anlam kazanmıştı. Artık gayrimüslim tebaasının yanı sıra Müslüman unsurların birçoğu da Osmanlı için kaybedilmiş demekti. Bu ortamda Kürtler, Türklerden sonra Anadolu topraklarında kalan en güçlü milletti. Cumhuriyete kadar vatanın kurtuluşu için Kemalist kadro ile işbirliği yapacak olan Kürtler ile Atatürk’ün yolları daha sonra ayrılacaktı. Bu iki grubu birbirine bağlayan o sıralar hüküm süren hilafet dolayısı ile İslam’dı. Ancak bu durumda dahi mezhepçilik yapılıyordu; örneğin Erzurum Kongresi’ne Alevi Kürtlerin yurdu Dersim’den delege davet edilmemişti. Kürtler, milli mücadele yıllarında Büyük Millet Meclisi ile ortak mücadelenin paydaşı olarak davet edilip cumhuriyetin ilanından sonra da, ulus devlet inşası için asimilasyon politikalarıyla yok sayılmışlardır.

M. Kemal, Osmanlı Meclis-i Mebusanı üyesi Kamil Bey’e ve Diyarbakırlı Cemil Paşazade’ye çektiği telgraflarda, İngiltere’nin bağımsız Kürdistan’ı Ermeni çıkarlarına kurban etmeye çalıştığını, hâlbuki Kürtlerin ve Türklerin kardeş olduğunu söyledikten sonra “Bizim varlığımızın Kürt’lerin, Türk’lerin ve bütün Müslümanların yardımına ihtiyacı var. Genel olarak hepimiz bağımsızlığımızı korumalıyız ve ülkemizin bölünmesine izin vermemeliyiz. Ben Kürt’lere, Osmanlı Devletinin parçalanmaması şartı ile onların gelişmesine ve ilerlemesine vesile olacak bütün hukuk ve imtiyazın verilmesinin yanındayım” (1) diyordu.

Bruinessen’e göre: “Kemalizm’in Kürtler hakkındaki görüşü, her zaman içsel çelişkilerle dolu olmuştur. Bir yandan onların Türk olduklarını iddia ederken; öte yandan, Türk olmadıkları için onlara hiçbir zaman güvenilmemiş ve onları asimile ederek Türk olmayan özelliklerini kaybettirmek için girişimlerde bulunulmuştur.(2)

M.Kemal’in 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin açılış konuşmasındaki şu sözleri, Ermeni tehlikesi henüz bertaraf edilmediği için Türk-Kürt ittifakının hala önemli olduğunun kanıtıydı:“ Efendiler bu hudut sırf askeri mülahazalarla çizilmiş bir hudut değildir, hududu millidir… Bu hudut dâhilinde Türk vardır, Çerkez vardır ve anasırı saire-i İslamiye vardır…” ve “Efendiler… burada maksut olan ve Meclisi alinizi teşkil eden zevat yalnız Türk değildir, yalnız Çerkez değildir, yalnız Kürt değildir, yalnız Laz değildir. Fakat hepsinden mürekkep anasır-ı islamiyedir, samimi bir mecmuadır…”(3)

Daha sonraları Cumhuriyet’i kuran kadrodan ayrı düşecek olan Kürtler, Şeyh Sait, Koçgiri, Dersim vs. birçok isyana kalkışacak ve hepsi de çok kanlı bir şekilde bastırılacaktı. Bu konudaki güncel bakış, o günkü basında da görülmekteydi: “Ağrı Dağı tepelerinde tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı Dağı daimi olarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. Türk’ün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. Zilan Deresi ağzına kadar ceset dolmuştur”(4).

Örneğin isyan sonucu Zilan Deresi cesetlerle dolunca İsmet Paşa: “Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur”(5) derken; Ödemiş’te bir konuşma yapan dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat (Bozkurt) ise daha açık söyleyecekti: “Biz Türkiye denen dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. Mebusunuz inançlarından samimiyetle bahsetmek için buradan daha müsait bir ortam bulamazdı. Onun için hislerimi saklamayacağım. Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler!” (6) 1933’te, Cumhuriyet’in 10. yılı şerefine çıkarılan genel aftan, 1923’te Lozan Barış Antlaşması kapsamında yurt dışına sürülen 150’likler affedilip Türkiye’ye dönmelerine izin verilirken, sürgündeki Kürtlere bu hak tanınmamıştı.

İsmet Paşa’nın bu kanayan yara üzerine hazırladığı 1935 tarihli Kürt Raporu’ndan yapılmış alıntılardan da bu bakış açısını görebilmekteyiz:

– “Diyarbakır, kuvvetli Türklük merkezi olmak için tedbirlerimizi kolaylıkla işletebileceğimiz bir olgunluktadır.

– “Mardin vilayetinden çıkarılacak Hıristiyan ve Arapların yerlerini Kürtler derhal dolduracaklardır. Bu hal bizim için pek zararlıdır.

– “Muş Ovası uzun süre boş kalmayacak, herhalde Kürtler yavaş yavaş dolduracaklardır.

– “Az zamanda Erzincan’ın Kürt merkezi olmasıyla asıl korkunç Kürdistan’ın meydana gelmesinden kaygılanmak yerindedir.

– “Türkler ve Kürtleri ayrı ayrı okutmakta yarar yoktur. İlk tahsili birlikte yapmalılar. Bu, Kürtleri Türkleştirmek için etkili olacaktır.

–  Dersim Vilayeti’nin teşkili ile askeri bir idare kurulması ve Dersim ıslahının bir programa bağlanması lazımdır“(7).

 

Kanlı bir şekilde bastırılan bir dizi Kürt isyanının ardından, 2.Dünya Savaşı öncesi ve sonrası yıllarda Kürt sorunu buzdolabına kaldırılmıştı. Ufak tefek hareketler olsa da Kürtlerin yeniden tarih sahnesine çıkması çok partili hayata geçiş ve DP ile olmuştur. 14 Mayıs 1950’de yapılan tarihî seçimlerde bazı Kürt toplum liderleri Demokrat Parti (DP) listelerinden aday olurken, Kürtlerin büyük bir bölümü oylarını ilk kez CHP’ye değil, DP’ye verdiler. Bunun altında yatan en önemli neden CHP’nin 1945’te uygulamaya çalıştığı ancak başarısız olduğu Toprak Reformu idi.

50’lerden sonra Alevi Kürtler ise, laik Türkler ( Kemalistler) için doğal müttefik konumuna gelirken, muhafazakâr Türkler, Sünni Kürtlerle aralarında yakınlık bağı kurmuştur.

27 Mayıs darbecilerinin Kürt sorununu çözmek için oluşturdukları Doğu Grubu’nun gizli raporundaki asimilasyon önerileri âdeta 1925 tarihli Şark Islahat Planı’ndaki önerilerin kopyasıydı. Ancak, 1925 raporundaki Kürt teriminin yerini 1961’de ‘kendini Kürt sananlar’ terimi almıştı.

60’larda ise Kürt kavramı sol hareket ile anılır olmuştu. Musa Anter, Yaşar Kaya, Tarık Ziya Ekinci ve Canip Yıldırım’ın başını çektiği bir grup Kürt aydını ise 13 Şubat 1961’de Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) katıldılar. Bu grubun oluşturduğu ‘Doğulular’ kanadının etkisiyle, TİP’in kullandığı deyimle ‘doğu meselesi’ Türkiye’nin gündemine taşındı. TİP’in Kürtlerle ilişkisi devleti o denli rahatsız etmişti ki bu ilişki gerekçe gösterilerek TİP kapatılmıştı. 1971’ de Mahkemenin TİP’i ‘oybirliği’ ile kapatan tarihli gerekçeli kararında, “okuryazar olan belki de olmayan fakat çevresinde geçen olaylar üzerinde ortalama bilgisi bulunan kişilerce, anayasal vatandaşlık haklarından anlayacağı, anayasada Kürt vatandaşlara tanınan hakların dışında kalan konulara ilişkin bir takım özlem ve istekler olabileceği”(8)gibi ilginç bir endişe yer alıyordu. Kapatma kararından sonra TİP liderleri 15 yıla kadar değişen hapis cezalarına çarptırıldılar.

1970’lerde Kürt milliyetçiliği bu resmi söylemi zorlamış, 1979’daysa kabineden bir bakan (Ş. Elçi): “Ben Kürdüm, Türkiye’de Kürtler vardır” dediği için mahkûm olmuştu.


1Hür, A., 2010. “Osmanlı’dan Bugüne Devlet”. http://www.setav.org/ups/dosya/27464.pdf, Erişim tarihi, 10.09.2011

2Bruinessen, M. V., http://www.diyarbekir.net/cgibin/index.pl?mod=news;op=author_id;id=139 , Erişim tarihi 02.09.2011

3Hür, a.g.e

4Ibid.

5Ibid.

6Ibid.

7Öztürk, Saygı. 2009. İsmet Paşa’nın Kürt Raporu, 11-62. İstanbul: Doğan Kitap.

8Hür, a.g.e

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s