Suriye’yi ‘Esadi bir krallığa’ çevireceği belli olan Hafız‘dan sonra, ülkenin başına oğullarından birinin geçeceğine kesin gözüyle bakılıyordu. En büyük aday da cesareti ve gözüpekliğiyle maruf, büyük oğlu Basil‘di. İnşaat mühendisliği okuyan Basil, binbaşı rütbesiyle Muhafız alay komutanlığı yapıyordu. At biniciliğinde (Akdeniz Olimpiyatlarında madalya almıştır)ve bir çok sporda başarılı; arabalara ve hıza meraklıydı. Basil henüz çok genç olmasına rağmen ülke çapında çok seviliyor; Ona kalp sorunlarıyla boğuşan Hafız Esad’ın vekili gözüyle bakılıyordu. Öyle ki Hafız Esad’a, bazı yerlerde “Ebu Basil (Basil’in babası)” deniyordu.

Basil, Ocak 1994’te sisli bir havada Almanya’ya gitmek üzere Şam Havaalanı’na doğru yola çıkmıştı. Yanında 24 yaşındaki kuzeni Hafız Makluf ve arka tarafta şoförü oturuyordu. Arabalara ve hıza tutkun olduğu için kendisi kullanmak istemişti. Havaalanına yaklaşırken 130 km/s hızla girdiği virajdan çıkamadı. Arkada bulunan şoförünün burnu bile kanamazken, kuzeni ağır yaralandı. Kendiyse orada can verdi.

Basil’den 3 yaş küçük, 29 yaşındaki yeni veliaht apar topar Londra‘dan getirildi. Beşşar, Şam’da göz doktorluğu öğrenimi görüp, ‘oftamoloji ihtisası‘ için 1992’de İngiltere’ye gitti. Tabiat itibarıyla Basil’e hiç benzemeyen bu genç adam belki de hiç istemediği bir konuma sorgusuz sualsiz getirilmişti.  Londra’daki ihtisasını yarım bırakan Beşşar, Humus Askeri Bilimler Akademisi‘ne yazdırıldı. Çünkü bir zamanlar Baba Hafız Esad‘da aynı akademiden geçmişti. 29 yaşındayken Zırhlı Birlikler komutanı yapılan Beşşar sırasıyla yüzbaşı, binbaşı, yarbay, albay rütbelerini aldı.

Hafız Esad 2000 yılında vefat ettiğinde, genç veliaht Beşşar henüz 35’inde bile değildi. Oysa Suriye yasaları cumhurbaşkanı seçilebilmek için asgari 40 yaş şartı koşuyordu. Devlet başkanlığına geçici olarak başkan yardımcısı Abdulhalim Haddam vekalet etti. Acil bir anayasa değişikliğiyle Beşşar’ın devlet başkanı seçilmesinin önündeki engel ortadan kaldırıldı. Herkes Beşşar’dan umutluydu. Gerek mizacı gereği, gerekse de genç ve Batı tarzı bir eğitim almış oluşu Suriye toplumunda ve Batılı ülkelerde bu beklentiyi daha da kuvvetlendiriyordu. Beşşar da ilk demeçlerinde bu beklentilerin mesnetsiz olmadığı ortaya koyuyordu.

Bir devr-i sabık yaratarak, Baba Esad dönemine dair hiçbir yöneticiyi (ihtiyar kurt Velid Muallim hariç) etrafında bırakmadı. Herkes bu aşamada kendinden reform beklerken Suriye’de farklı bir yönetim biçimi ortaya çıktı.

General Hafız Esad‘ın mutlak liderliğinde 30 sene geçiren ülkede artık Beşşar, ‘eşitler arasında birinci’dir sadece. Ülkede askeri güç küçük kardeşi Mahir’in, istihbarat, eniştesi Asıf Şevket’in, sermaye gücü ise dayıoğlu Makluf’un elindedir. Beşşar’sa tüm bunların bileşiminde siyasi gücü temsil etmektedir. (Belki şaka gibi gelecek ama aile akşam toplandığında tüm kararlar anne Enise başkanlığındaki meclisten çıkmaktadır. Hafız’ın karısı Enise perde arkasından yönetse de Arap aleminin tek kadın devlet başkanı sayılabilir)

%75’i sünni olan Suriye’de, %25 lik kesimdeki Alevi(Nusayri)(%15),Dürzi ve Hristiyanlar, Beşşar’ın doğal tabanını oluştururken, sünniler içindeki “tuzu kuru” kesim de Esad Hanedanı’nın getirdiği istikrar ortamından memnundu. Beşşar’ın karşısındaki muhalefetin ekseriyetini İhvan’a (Müslüman kardeşler) sempati duyan Sünni kesim oluşturmaktadır.

Onların da gözünü, Rıfat ve Hafız Esad‘ın beraberce 1982’de Hama’da 30 bin Sünniyi katletmesi gibi olaylar korkutuyordu. Ayrıca, Davutoğlu retoriğinde şekillenen Türkiye-Suriye ilişkileri, Esad rejimine hem uluslararası alanda daha rahat nefes alma şansı vermiş, hem de rejimin ülkesindeki İhvan mensuplarıyla arasındaki gerilimi azaltmıştır.

Arap Uyanışı ile beraber, bu Sünni kesimler Esad’a doğrudan cephe almış; Türkiye desteğini çekmiş ve Batı ülkeleri Esad’a baskılarını artırmıştır. Esad rejimi iyiden iyiye Rusya-İran eksenine oturmuştur. Şu an tutunacağı tek dal Rusya’dır. Rusya çekildikten sonra rejimin ayakta kalma şansı olmayacaktır. Ancak Rusya için, Suriye jeostratejik açıdan büyük öndem taşımaktadır. Rusların Akdeniz kıyısında üsleri vardır. Ortadoğu’da elinde kalan son yerdir Suriye. Batı içinse stratejik önemine rağmen, zengin hidrokarbon kaynakları bulunmayan Suriye’de, katledilen insanların tek başına Rusya’nın karşısına dikilme sebebi olması zor gözüküyor.

Peki, bundan sonra ne olacak? İhtimaller nelerdir?

SURİYE’YE DAİR : 1-Kimlik ve Mezhep Farklılıkları/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 2-Osmanlı’nın Elinden Çıkışı ve Fransız Mandası Dönemi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 3-Soğuk Savaş Sonrası, Hafız Esad Darbesi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 4- Hafız Esad Dönemi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 5- Son Nefeste Doktora Emanet: Beşşar Esad Dönemi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 6- Jeostrateji Tahterevallisi Üstünde / Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 7- Esad Sonrası Korkunun Adı: İslam / Mustafa Erdoğan

Reklamlar

One response »

  1. bababa dedi ki:

    güzel yazı devamı ne zaman

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s