Dikkat ettiniz mi? Kadın bedeni üzerine yapılan tartışmalarda dahi kadınlar dışarıda kaldı (Bu sadece Türkiye’ye has bir durum da değil). Erkekler kürtajı, sezaryeni konuşuyor, tartışıyor, sevgilileri için kavga ediyor, ‘namus uğruna’ ölüyor öldürüyor. Kadınlarsa çoğunlukla sessiz… Toplumun kültür kodlarına işlemiş bu sessizlik, sanki kadınlar haykırsalar  da duyulmayacak gibi.

Bu durum bana Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmini anımsattı. Kasaba hayatının anlatıldığı bu filmde, neredeyse bir tane bile kadın oyuncu doğru dürüst görünmüyordu. Bunu ülkemizdeki kasaba yaşamımın doğası gereği kabul edebilirsiniz. Ancak filmdeki ‘eğitimli’ karakterler de(savcı,doktor,komiser,komutan) kadından uzaktaydı.

Film, oto tamirhanesinde ‘demlenen’ arkadaşların kafayı bulunca çözülmeleri üzerine başlıyor. Arkadaşına, çocuğunun babasının kendi olduğunu söyleyip, tartışma sonunda onu öldüren katile, cesedi buldurmak için sabaha kadar arama yaptırılıyor. Bu arama sırasında, yasak aşk cinayetinin peşindeki memurların, kendi cinsel yaşamları ve kadınlarla ilişkileri birer birer dökülmeye başlıyor.

Filmde ana rolleri oynayan erkek oyuncular gözüküyor; ancak sinema sihirbazı Ceylan bize öyle bir oyun oynamış ki, bu erkeklerin hepsi birlikte oldukları kadınların yere düşen gölgeleri gibi sadece. Filmde aslında başrolü, hiç görünmeyen kadınlar oynuyor. Erkeklerse, güce ulaşmada kalkan yaptıkları cinsellikleriyle ve  ‘kadını’ çözememişliğin hamlığıyla sahnelerde çırpınıp duruyorlar.

Bu karakterleri biraz detaylı inceleyelim şimdi…

(Katil) Kenan (Fırat Tanış) öldürdüğü adamdan çok, biyolojik babası olduğu çocuk tarafından yüzüne atılan taş ve birlikte olduğu arkadaşının karısının attığı delici bakışlardan rahatsız olan, ‘hayatı kaymış’ bir figür…Kenan’ın birlikte olduğu arkadaşının karısı, filmin tek görünen kadın karakteri olarak kabul edilebilir. Ancak o da konuşmadan, delici bakışlarıyla var oluyor. Yaşadığı yasak aşkla bir adamı mezara, diğerini hapse gönderen bu kadın, etraftaki diğer tüm erkek figürlerin geçmişleriyle yüzleşmesine yol açacak kadar, filme damgasını vuruyor. Ufak bir rol olmasına rağmen bu karakter (kurgu üzerine yaptığı etkiyle) belki de başrolü hak ediyor.

Komiser Naci(Yılmaz Erdoğan) sadece telefonda sesini duyduğumuz karısından sürekli azar işiten, kendini gerçekleştirememiş, işi ve eşi arasında ezilmiş bir karakter. Filmin ana oyuncularından biri komiserin karısı…Anasının doğurduğu komiseri, karısının yoğurduğu çok belli. Tüm ezilmişliğinin ardında da bu yatıyor. Filmin ana fikri de onun ağzından şekilde duyuluyor:  ”bizim bir savcı vardı sizden iyi olmasın (arabadakilere söyler) nerede bir olay var ise orada kadın arayacaksın derdi”. 

Savcı Nusret (Taner Birsel) toplum adına cinayeti aydınlatmaya giderken, aslında kendi geçmişindeki cinayeti aydınlatamadığını görüyor. Yüzündeki lekelerde, ettiği her sözde, çocuğunu doğurduktan sonra ölen karısının izlerini taşıyor. Kocasını başka bir kadınla yakalayan savcının karısı, çocuğunu doğurduktan sonra intihar ederek kocasını cezalandırıyor. Öyle bir ceza ki, bunun bir intihar olduğunu bile nice zaman sonra karanlıkla yüzleşince anlıyor savcı. Bu kadını da göremiyoruz ama savcının tüm ezilmişliğinin mimarı olarak, başrollerden birini alıyor.

Doktor Cemal (Muhammed Uzuner)‘in yüzündeki çizgiler de boşandığı karısından, asla anlayamadığı kadınlardan, çocuğu olmadığı için iktidarsız diye bakanlardan, bakakaldığı genç bir kızdan (muhtarın kızı) izler taşıyor. Doktorun boşandığı karısı da onu içine düşürdüğü boşluk sebebiyle filmde görünmeyen  başrollerden birini alıyor.

Eşek göndermeleriyle, otopsi yapılan kadavra üzerinden bile cinsellik üzerine dönen muhabbetlerle erkeklerin bastırılmış cinsellikleri göz önüne seriliyor. Gücü(iktidarı) ele geçirmek için cinselliği kılıf edinen erkeklerin, (eğitimlisinden eğitimsizine, evlisinden bekarına) bunu da yüzüne gözüne bulaştırdığını görüyoruz.

Ve anlıyorsunuz ki; insanı doğuran kadınlık, erkeği kah aldatarak kah intihar ederek cezalandırıyor; silahı belinde adamı telefonda azarlıyor; anlaşılmayarak erkeği boşluğa düşürüyor; bazansa arkasına bakmadan giderek umursamıyor. Oysa biz hayat sahnesinde hep debelenen erkekleri görüyoruz.

Acaba bu kadar karmaşık gündemin her yerinde var olan konuşkan erkekler, hangi kadınların yere düşen gölgeleridir, ne dersiniz?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s