Türk Kahverengi, Kürt Mavi Gözlüyse; 4+4+4 kaç eder?/Mustafa ERDOĞAN
(Yukarıdaki videoda yaşanmış bir olayın birkaç yıl sonra bir televizyon kanalı için canlandırılmasını izleyeceksiniz. İngilizce bilmiyorsanız, yazıyı okuduktan sonra videoyu izlemenizi salık veririm)

ABD’deki ırkçılık karşıtı ve Amerikan yurttaş hareketinin önderlerinden papaz Dr. Martin Luther King 4 Nisan 1968’de öldürülmüştü. Bu ölüm tüm insan hakları savunucularında üzüntüye yol açmışsa da,  Jane Elliott adında bir kadın öğretmeni herkesten fazla etkilemişti.  Hepsi beyaz tenli ilkokul 3. sınıf öğrencilerine ders veriyordu. Irkçılığın, ayrımcılığın yanlışlığını anlatmak istemişti bu sefer. Çocuklara, “size bunu(siyahilerin yaşadıklarını) bir oyunla öğreteyim mi” diye sorduğunda hep bir ağızdan “evet” cevabını almıştı.

Jane nefes alıp, vurucu cümleyi söyledi:“Sınıftaki kahverengi gözlü çocuklar, mavi gözlülerden daha zekidir”. Dakikalarca bunu destekleyici birçok bilimsel! açıklama yaptı. Göze rengini veren melanindir diye, tahtaya vurgulayarak yazdı. Bu kimyasal kahverengi gözlülerde daha çok bulunmaktaydı. Dolayısıyla onlar daha akıllı ve iyi kalplidirler, diye de ekledi.

Jane, otoriter bir sesle ve tahtaya yazdığı “bilimsel” verilerle mavi gözlü öğrencilerin kahverengi gözlü öğrencilere göre ne kadar aptal, güvenilmez ve tembel olduklarını uzun uzun anlattı. Mavi gözlü çocukların boynuna birer bağ takarak, onları diğerlerinden ayırdı. Teneffüste kimse onlarla oynamayacaktı. Kahverengi gözlü çocuklardan 5 dakika daha az mola hakları olacaktı. Çünkü mavi gözlüler tembel, aptal ve pisti.

Çocuklar arasında sıkı bir gruplaşma baş göstermişti. Öğretmende bunu körüklüyordu. Tahtaya kaldırdığı başarısız kahverengi gözlü çocuklar özgüvenli bir şekilde sorulara cevap verebilirken, mavi gözlü çalışkan çocuklar baskı ortamında ya soruları cevaplayamıyor ya da daha geç cevaplıyordu. Teneffüs dönüşü 2 çocuk kavga etmiş halde içeri girmişti. Öğretmenleri bu kavganın sebebini sordu. Çocuklardan kızgın olan, ” bana küfür etti öğretmenim” dedi. Ne dedi peki diye sordu Jane. Cevap, küfrün “mavi gözlü” olduğuydu.

Uzatmayayım… Jane ertesi gün çocuklara büyük bir yanlışlık yaptığını, tam aksine mavi gözlü çocukların daha zeki, temiz ve iyi kalpli olduğunu söyleyecekti. Bu sefer aşağılayıcı bağlar, kahverengi çocuklara takıldı. Kahverengi çocuklar şoktaydı. Yapılan sınavda kahverengi gözlü çocuklar daha başarısız sonuçlar almıştı. Hemen hemen benzer süreçler yaşanıyordu. Ama önemli bir farkla… Aynı eziyeti çeken mavi gözlü çocuklar, kahverengi gözlülere aynı şiddette kötü yaklaşımda bulunmuyordu. Bu oyun belki hayatlarının belki de insanlık tarihinin en büyük derslerinden biri olacaktı.

Gelelim buradan çıkaracağımız derse…Sadece Kürtlerin, Türkiye’nin zencileri olduğunu söylemek istemiyorum. Türkiye’deki durum dışlamadan farklı olarak aslında bir ötekileştirme. Türkler için Kürtler, laikler için dindarlar, Sünniler için Aleviler “ÖTEKİ!” Ve tabii ki bu durumun tam tersi de geçerli.

Son günler de sıkça konuşulan 4+4+4 formüllü eğitim sistemi dahilinde hiç evrensel insan haklarından bahseden oldu mu? Hiç birey hak ve hürriyetlerinden bahseden oldu mu? Hiç ayrımcılık, ırkçılık karşıtı, demokrasi, insan hakları gibi konularda derslerin konulması gerektiğini söyledi mi? Tabii ki cevabınız hayır olacak.

Tabii ki, Kur’an eğitimi de anadil eğitimi de birer haktır. Ama öncelikle formüllere takılmadan, açık yüreklilikle eğitim sistemimizdeki esas büyük sorunun ötekileştirme olduğunu kabul etmeliyiz. Ve hiç konuşulmuyor dediğimiz, evrensel standartlardaki insan haklarına dair dersler seçmeli değil, zorunlu bir şekilde herkese öğretilmelidir. Aslında ilk ve orta öğretimde esas olan insana dair değerlerin, yaşam hakkının, farklılıkların zenginlik olmasının öğretilmesidir. Ancak, devlet eliyle okulda, aile eliyle evde, toplum eliyle de sokakta kamplaşmaya itilen büyüklerin çocuklara bunu anlatacak çapları yok ve sanırım hiç olmayacak da.

Ancak yine de ben bir çağrı yapmak istiyorum. Gelin el birliğiyle öncelikle çocuklarımıza insanı, yaşamı, hürriyeti, düşünceyi, farklılıkları anlatmayı deneyelim. İnanın bu eğitimi alan çocuklar reşit olmamış halleriyle büyüklerinden daha iyi bir eğitim sistemi kuracaklardır.

Tek ihtiyacımız olan biraz cesaret… Belki de cesur bir öğretmen…

One response »

  1. Levent dedi ki:

    Bravo. Elinize saglık.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s