Serinin ilk yazısında değindiğim Suriye içi mezhepsel bölünmelere bugünkü gözle baktığımda anlamsız bulduğumu yazmıştım. Şimdi gelin bu bölünmenin tarihi arka planına bakalım.

Her olayın arkasında AB(D) ülkelerini gören komplo teorilerini çok ciddiye almayın derim. Ancak, söz konusu Suriye ise bunu komplo teorisi olarak değil bir gerçek olarak kabul edebilirsiniz. Batılı ülkelerin Osmanlı Suriye’sinin iç işlerine karışması 1860’lara dayanır. O yıllarda Osmanlı içerisinde de facto(fiili) otonom bir yapıda bulunan Hristiyan Marunilerin zulüm gördüğünü iddia eden, Fransa ilk birliklerini gönderdi. Gerçi çatışma Dürziler,Rumlar, Ermeniler ve Maruniler arasında geçiyordu. Ama olsun demişlerdi. İstedikleri fırsat ayaklarına gelmişti. İngilizler de Dürzilerin tarafını tutuyordu. Osmanlı bu müdahaleye ses çıkaramadı ve bu süreç Osmanlı’nın bugünkü adı Beyrut Amerikan Üniversitesi olan kurumun oluşturulmasına kadar gitti.

2.Abdulhamit’in din eksenli politikalarıyla yumuşayan ilişkilerin, esas kopma noktası 1.Dünya Savaşıdır. O yıllarda bölgenin tek hakimi önce 4. Ordu sonra da Suriye ve Batı Arabistan komutanı unvanı ile Cemal Paşa oldu. İlk başlarda, ilgili taraflarla kurduğu ilişki sayesinde düzeni sağlayan Cemal Paşa, askeri başarısızlık sonucunda Araplarla da ilişkisini bozdu. Yaptığı zulümler hala Araplar’ın dilindedir. O yıllarda bölgedeki ahali için devlet kavramı ortadan kalktı. Varsa yoksa Cemal diyorlardı. Tanrı-komutan mertebesine erişen Cemal Paşa’dan(Hasan Cemal’in dedesi) Arapların nasıl korktuğunu öğrenmek istiyorsanız. Suriye’de yaveri olan Falih Rıfkı‘nın, Zeytindağı kitabını okumanızı salık veririm.

Savaş sırasında Fransa ve İngiltere aralarında yaptıkları gizli Sykes-Picot anlaşmasıyla bölgeyi paylaştılar. Buna göre Osmanlı Mezopotamyası(Irak) ve Osmanlı Suriyesi’nin güneyi(filistin, Ürdün) İngilizlere, Osmanlı Suriyesi (Lübnan,Suriye ve Antep gibi birkaç il) Fransızlara bırakılacaktı.

Savaşı nasıl kaybettiğimize değinmeyeceğim ama bu bölgede içinde M.Kemal’in de olduğu komutanların yönettiği Osmanlı orduları (maalesef) büyük bir bozguna uğradı ve Halep’in kuzeyine(hemen hemen bugünkü ülke sınırlarına çekilmek zorunda kaldı.

Bu anlaşma gereğince 1920’de Fransız Suriye Mandası kuruldu. Bu mandayı aşağıdaki haritadan da göreceksiniz. (Suriye derken tabii ki o dönem için birlikte olduğu Lübnan’ı da içine katıyorum)

Fransızlar, ilk yazıda bahsettiğim mezhepsel bölünmeyi esas alarak Suriye’yi parça devletlere ayırdı. Bunlar;

  • İSKENDERUN DEVLETİ
  • BÜYÜK LÜBNAN DEVLETİ
  • DAĞLIK DÜRZİ DEVLETİ
  • HALEP DEVLETİ
  • DIMEŞK(ŞAM) DEVLETİ
  • ALEVİ DEVLETİ

olmak üzere 6 adetti. Bunlardan, Halep ve Şam Devletleri Sünni çoğunluğa dayanan manda altında bile birleşmeye çalışmış devletçiklerdi.

Alevi Devleti , bugünkü Lazkiye merkezli kurulmuş Nusayri(Şii) nüfusa dayalı bir devletti. Manda altındayken birleştiği sünni bölgelerden sonradan ayrılmak istemiştir. Dürzi Dağı Devleti ise, güneyde Dürzilerin yaşadığı bölgede kuruldu. Bu bölgeler hemen hemen benzer demografik yapılarıyla bugünkü Suriye’yi oluşturmaktadırlar. (Alevi nüfus Şam ve Lazkiye bölgelerinde yoğun olarak yaşamaktadır. Ancak her iki bölgede de artık Sünni Arap nüfus belirgin olarak var olduğu için ülkenin doğrudan bölünme ihtimali yok gibidir).

Lübnan Devleti ise, bugün hepimizin bildiği bağımsız! Lübnan devletidir. Fransızların Hristiyan nüfusu bahane ederek dünyaya hediye ettikleri bu devlet doğal olarak Suriye’nin uzantısı olup, iç savaş sonrası Müslüman nüfus Hristiyan nüfusun çok üzerine çıkmıştır burada. Müslüman nüfusun çoğu da Şiidir. Suriye’de konuşulan bölünme senaryolarına ilave olarak bir de birleşme senaryosu var. Bu da Suriye’nin eskiden olduğu gibi Lübnan’la birleştikten sonra bölünmesi! Herşeyini yitirecek olan Beşşar Esad’ın Batı’da bir Nusayri devleti kurarak zaten doğal uzantısı olan ve büyük sempatizanı bulunan Lübnan’la birleşmeyi düşünmesi işten bile değil!

İskenderun Devleti ise, hepimizin bildiği Antakya ya da M. Kemal Paşa’nın koyduğu adla Hatay’dır. Suriye’nin yıllarca Hatay bizimdir demelerinin tarihi arka planı da budur. 1936’da Suriye birleşirken, Fransızlar Lübnan ve İskenderun’u diğer 4 devletçikten ayrı tutuyor. Gerçekten de belli miktarda Türk nüfus barındıran Hatay, biraz da yaklaşan 2. Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi Hitler’in yanına yollamamak için Türkiye’ye bırakılmıştı. ‘Bırakılma’ kelimesini kullanmamın sebebi Hatay referandumu öncesi oraya gönderilen Türklere ses çıkarılmamasıdır biraz da.
Herkes, Suriye’nin bir numaralı meselesinin(düşmanının) İsrail olduğunu zanneder. Oysa İsrail’den çok önce Suriye’de bir nesil Hatay yüzünden Türkiye’ye kin besleyerek büyümüştür. Bu nesle örnek olarak da Beşşar’ın babası Hafız Esad’ı verebiliriz. Arap milliyetçileri için İskenderun Sancak’ı bir gün muhakkak geri alınmalıydı. 2004 yılında Beşşar Esad’ın bu iddiadan vazgeçmesiyle bitmiş gözüken bu mesele hala bazılarının belleğinde yer etmektedir.

Bugün sessiz kalan Fransa’nın Suriye ile ilgili söyleyeceği muhakkak bir söz vardır. Yaklaşık 100 yıl sonra Türkiye ve Fransa tekrar Suriye masasına geçmişten kalan bir hesabı görmek için oturacaklar. Suriye için konuşulan bölünme senaryolarına ve Batı’nın Suriye konusunda tek yanlış yapacak çocuğu olarak gördüğüm Fransa’nın Suriye politikasına bakarken bu bölümelere sürekli değineceğim.

Suriye’nin Fransız mandasından kurtulması, 1944(resmi olarak 1946) yılında bağımsız bir devlet olarak tanınmasına kadar sarkacaktı.

SURİYE’YE DAİR : 1-Kimlik ve Mezhep Farklılıkları/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 2-Osmanlı’nın Elinden Çıkışı ve Fransız Mandası Dönemi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 3-Soğuk Savaş Sonrası, Hafız Esad Darbesi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 4- Hafız Esad Dönemi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 5- Son Nefeste Doktora Emanet: Beşşar Esad Dönemi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 6- Jeostrateji Tahterevallisi Üstünde / Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 7- Esad Sonrası Korkunun Adı: İslam / Mustafa Erdoğan

———————————————–

*Anket:Türkiye, Suriye konusunda nasıl bir yol izlemeli?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s