SURİYE’YE DAİR : 1-Kimlik ve Mezhep Farklılıkları/Mustafa ERDOĞAN

Suriye’ye dair yazdıklarıma ve okuduklarıma göz gezdirirken, şunu fark ettim ki siyasete ve dış politika alanına dair tüm analizler mezhep ve milliyet üzerine bina edilmiş. Maalesef, genel jargon bu şekilde oluştuğu için ben de bundan uzak duramadım. Ayrıca, bu yazı serisinde göreceğiniz üzere Suriye’de yaşanacak rejim değişikliği sonrası en büyük gündem mezhebe dayalı bir bölünme tehlikesi olarak gözükmektedir.

Burada uzun uzun size Şia ile Ehli Sünnet arasındaki farklılıkları anlatacak ve bu tarihsel bölünmeye tek başıma direnmeye çalışacak da değilim. Ancak yine de bu mezhebi bölünmeyi anlamsız bulduğumu belirterek, birkaç laf söylemek istiyorum.

“Şia” terimi Şiat-u Ali” yani “Ali’nin takipçileri” kavramından gelmekte ve tüm Şii akımlarının ortak noktası, Hz. Muhammed’in vefatından sonra halifeliğin(imamet diyorlar) (1.si amcasının oğlu Hz.Ali olmak üzere) sadece onun soyundan gelen insanlara ait olduğunu ileri sürmektir.

Hz. Muhammed, (damadı ve amcasının oğlu)Hz. Ali’ye:” Musa’ya karşı Harun neyse bana karşı sen de o konumdasın, ancak şu var ki, benden sonra Peygamber yoktur.”(1) demiştir. Hz. Musa ile Hz. Harun arasındaki ilişki nedir peki? Musa ile Harun kardeştiler. Musa peygamber iken, Allah’tan kendisine bir yardımcı istemiştir. Bunun üzerine kardeşi Harun’a da peygamberlik verilmiştir. Aynı zamanda aynı ülkede peygamberlik yapmıştır 2 kardeş. Aralarında büyük bir muhabbet olduğu aşikâr. Ancak bu sözlerle kendisinden sonra gelecek halifenin Hz. Ali olduğunu çıkarabilir miyiz emin değilim? Tarihsel ayrışmaya da yol açan bu sorudur zaten. O yüzden uzmanı olmadığım bu soruna girmeyerek; durum tespiti yapacağım sadece.

İslam dünyasında 2 büyük mezhep arasında tarihsel süreçte farklılıklar ve ayrışmalar oluşmuştur. Hatta bu ayrışma, ezanın yorumlanmasına kadar yansımıştır. (Bu linkten ezanın Ehli Sünnet ve Şii yorumu arasındaki farkını görebilirsiniz.)

Bugün milyarı aşkın Müslüman içinde 200 milyon Şii olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye’de çoğunluğun Sünni ve Türkiye Alevilerinin de Şia ile kültürel ve ibadet farklılıkları olması sebebiyle Şii kültürünü yeterince tanımıyoruz (ben dahil).

Hz. Ali’den başlayarak kimlerin imam olduğunu söyleyen Şii akımlarını esas olarak  3 ana kolda toplayabiliriz:
• 5 İmamcılar
• 7 İmamcılar
• 12 İmamcılar

Her akımın değişik imam sıralaması olup, akımlar bu isimleri imam sayılarından almıştır. Ülkemizdeki en yaygın akım olan Caferilik de 12 İmamcılar’dandır. Aynı şekilde Esad ailesinin de mensubu olduğu Nusayrilik de 12 İmamcılar’dandır. (Suriye’de Nusayri kelimesi olumlu manada kullanılmamaktadır. Bunun yerine Alevi kelimesinin kullanılmasını tercih ediyorlar. Her yerde Nusayri kelimesi kullanıldığı için ben de bundan uzak duramadım.) Ancak Caferiler, kendilerinin dışında hiçbir mezhebi Şii görmüyor ve Nusayrileri kabul etmiyorlar. O yüzden bugün Suriye için yapılan bazı analizlerde Şii nüfus ve Arap Alevileri(Nusayri ve Ensariler) ayrı ayrı sınıflandırılmaktadır.

Yine Suriye’de önemli bir nüfusa sahip olan Dürziler de Şiiliğin İsmailiyye kolundan gelmekte olup, hem Şiiler hem de Sünniler tarafından İslam içerisinde görülmemektedirler. Ülkemizde kullanılan bir küfre(dürzi/ü)  mezhep adını vermek çok utanç verici ama bize bakış açısını göstermesi açısından önemlidir.

Araplar, Suriye nüfusunun %90’ını, büyük çoğunluğu Sünni olan kuzeydeki Kürt nüfus %8’ini oluşturmakta; kalan %2’nin de Ermeniler ve diğerlerinden oluştuğu tahmin edilmektedir. Suriye’nin %90’ı Müslüman, %10’u Hristiyandır(bazı bölgelerde küçük Yahudi topluluklar da vardır). Suriyelilerin %75’i Sünni mezhebe mensup olup, %15’i de Şiidir (%3 Dürzi nüfus ve Arap Alevileri bu rakama dahildir).

Güneydeki Dürzi nüfus, “Dürzi Dağı” adı verilen bölge merkez yerleşimleri olan Suveyda ve Hauran’da yoğunlaşmıştır. Bu kesim Lübnan’da ve Ortadoğu’da çok önemli bir figür olan Dürzi lider Velid Canbulat’a bağlıdır.

Irak Kürdistanı’nın bir devamı olan Suriye’nin kuzeydoğusundaysa (Afrin-Kamışlı) genelde Kürtler yaşamaktadır. Kürtler, olası bir özerklik halinde Iraktan başlayan Kürt hattıyla Akdeniz’e ulaşmayı, Türkiye ile Arap dünyası arasına yerleşmeyi planlamaktadırlar. Ancak Irak Kürdistanı’na sınır olan bölgenin tamamı Kürt iken, Hatay- Urfa hattının altında kalan bölgede 100 kilometrede etnik kimlik değişmektedir.Türkemn topraklarını, Arap bölgesi onu Kürt bölgesi, tekrar Arap yoğun bir bölge vs. takip ediyor. Suriye’nin kuzeyi etnik olarak yeknesak yapıda değildir.

Türkiye sınırı noktası olan Samandağ’da  Nusayri mevcutken, ülkemize en yakın olan Halep’te büyük çoğunluk Sünnidir.

Lübnan ile Türkiye arasında kalan Akdeniz’e cephe Suriye bölgeleri (Başta Lazkiye olmak üzere) Şii nüfusu barındırmaktadır. Yine de Akdeniz’e kıyı bölgelerde dahi Sünni Arap nüfus daha fazladır (Esad’ın bu bölgelerde katliamlara imza atmasının ardında, hiç değilse bu bölgelerde Nusayri nüfusu çoğunluk kılmak vardır)

%75’i oluşturan Sünni nüfus daha çok, kuzeyde ve iç bölgelerde yaşamaktadır. Ayrıca, Suriye’nin güneydoğusunu oluşturan çöllerde çok fazla yaşayan kimse yoktur.

500 bin kişilik Suriye ordusu komuta kademesinin (subayların) %90’ı Şiidir. Ordu tabanıysa ülkenin doğası gereği Sünnidir. Bu sebeple Suriye ordusu büyük ve güçlü(insan sayısı açısından) görünse de mezhepsel ayrışmaya karşı zayıf görünmektedir.


Yine mezhep konusu üzerinden giderek, Esad ailesinin durumuna bakalım: (Bu arada e veya a sesi tam olarak Arapça’daki الأسد kelimesini tam karşılamadığı için ESED diyenler de ESAD diyenler de doğruyu söylemektedir. Hatta ben ESÆD denmesini öneriyorum:))
Daha önceden de belirttiğim gibi Nusayri olan Esad ailesinin 2. nesli, sanki mezhebi farklılıkların kendilerini olumsuz etkilememesini ister gibi mezhepler arası evlilikler gerçekleştirmiştir. 

Ailenin gelinleri (Beşşar’ın eşi Esma ve Mahir’in eşi Manal) ve damadı (Olaylar sırasında öldürülen Büşra’nın eşi Asıf Şevket) Sünni’dir. Hafız Esad’ın diğer oğulları Macit ve Basil vefat etmiştir. Anne Enise ise postmodern Kösem Sultan konumunda, belki de ülkenin gerçek lideridir.

SURİYE’YE DAİR : 1-Kimlik ve Mezhep Farklılıkları/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 2-Osmanlı’nın Elinden Çıkışı ve Fransız Mandası Dönemi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 3-Soğuk Savaş Sonrası, Hafız Esad Darbesi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 4- Hafız Esad Dönemi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 5- Son Nefeste Doktora Emanet: Beşşar Esad Dönemi/Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 6- Jeostrateji Tahterevallisi Üstünde / Mustafa ERDOĞAN
SURİYE’YE DAİR : 7- Esad Sonrası Korkunun Adı: İslam / Mustafa Erdoğan

1 (Kenzül İrfan, Hadis No:131; Sahih-i Buharî fedailü Ashabın Nebi, 3; İbn-i Mukaddime II; Ahmed b. Hanbel, 1, 170; Ramuzul Ahadis No: 6197.)

2 karikatür 1.bp.blogspot.com/_OFeWE073BJY/TA1VVBepYBI/AAAAAAAAIF0/UH2Mq3VPsoI/s1600/sii_sunni.jpg

————————————————

*Anket:Türkiye, Suriye konusunda nasıl bir yol izlemeli? http://poll.fm/3kpqp

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s