*İstiab Haddi= Dayanma (alabilme) Sınırı
*İstihab Haddi= Hediye,Hibe,Bağış İsteme Arzusunun Sınırı

Hayatta en son isteyeceğim şey, bir başkasının işsiz kalmasıdır. Hangi gelir düzeyinde olursa olsun, ‘işsiz’ kalmanın halet-i ruhiyesini çoğumuz biliriz. İşi olmayana elimizden geldiğince de yardım etmeliyiz. Ama işsiz kalmasını bu ülkenin en büyük zihniyet yaralarından biriyle ilişkilendirip, ondan nemalanmanın adına ne denir?

Ece Temelkuran, The Guardian’da çıkan yazısına gelen eleştirilere karşı bir cevabi yazı koymuş bloguna. Aşağıya yazdıklarını ve yorumumu ekledim. Bu bir nevi özeleştiriyse, tebrik eder ‘Yetmez ama evet’ derim. Çünkü hala ortada özür dilemesi gereken birinin ruhu, var.

—————————————————————————————————————————————————-

Kaynak:(Erişim 28.01.2012/20:47) * http://www.ecetemelkuran.com/kategori/kose-yazilari/29271/bir-moda-akimi-uzerine-kisa-bir-not…

Ece Temelkuran:

Bir moda akımı üzerine kısa bir not…

Başıma bir şey gelmeyecekse sormak istiyorum: Bana saldırmak neden bu kadar moda oldu? Her ne kadar faşizm ve toplumda vahşet ihtiyacı yaratılması üzerine derin bir sosyo-psikolojik araştırmaya dayanan uzun bir yazıyı hak ettiğini düşünsem de kısa konuşup konuyu kapatacağım. Önce şunu söyleyeyim. Artık bu yurttan kükremeler korosu bana bir şey hissettirmiyor. Zira his dünyamın İSTİHAP HADDİ yazılarımı Türkçe değil İngilizce yazmak zorunda kalışımın üzüntüsüyle hali hazırda zorlanıyor. Acı çeken 3. Dünya yazarının sadece ülkesinin günahlarını anlatmak üzerine kariyer inşa etmesi kadar berbat bir şey yoktur herhalde. Onlardan biri olmamak için elimden geleni yapacağımdan emin olabilirsiniz. Öte yandan, Nuri Bilge Ceylan’ın nefis şiiri (!) “Bir Zamanlar Anadolu”daki elma sahnesinde yuvarlanıp giden elmalardan biri olmamak için seçeneklerim herkesin sandığından çok daha kısıtlı.

Yorumum:

Vah vah… Toprağın altına Hrant’ı gönderen, Ahmet Şık’ı hapse atan faşizm, E.T’yi de işsiz bırakmış. Beyin karıncalama burada başlıyor işte. Seni kovan Turgay Ciner ama Hrant’ı öldüren Talat Paşa’nın intikamını almak isteyen, Hrant’tan çok, mensup olduğu Ermeniliği cezalandırmak isteyen bir zihniyet. Talat’ı Almanya’da gündüz vakti ensesinden vuran Tehliryan’ın muadiliydi güya Ogün Samast. Tehliryan gibi yargılanıp beraat edecek ya da az bir cezayla yırtacaktı, bu çocuk. Kurulan Talat Paşa Komitesi, Nemesis Operasyonları’na verilmek istenen bir cevaptı. O yüzden örgütlüydü bu yapılanlar. O yüzden Temelkuran’ın “sözde örgüt” dediği, görülen Ergenekon davasında bu duyguları bol bol bulmak mümkündür. Uzatmayalım, Temelkuran’ın tarihin ve habis zihniyetin kurbanı olan Hrant’la ne gibi ortak bir noktası olabilir sizce? Hrant, merkez medyada kendine bol maaşlı bir köşe verilmedi diye ağladı mı bir gün? Onun itirazı eşitsizliğeydi. İstese psikolojik harekatın ‘herhangi bir tarafından’ olur maişetini de kazasız belasız sağlardı O da. Meselesi asla para olmayan ve öldürülmesinde maddiyatın öneminin bulunmadığı biriyle, onun karısı kızı dahi olsanız işsiz kalmanızı ilintilendirmeniz, his dünyanızın istihabından çok vicdan istiab haddinizde bir sorun olduğunu gösterir(Temelkuran’ın kullandığı istihap kelimesi hibe, hediye beklemektir. Yani hislerinin hibe, himmet isteme haddi zorlanıyormuş; yardım ya ümmet-i müslümin).

 

Ece Temelkuran:

Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil yani, çok daha kötü.

Son The Guardian yazısı sebebiyle minik bir şaha kalkan öfkenin bulanık sebepleri arasında samimiyetimden tutuklu arkadaşlarımın çilesini kullandığıma kadar bir dizi tuhaf gerekçe var. Şu kükreyenlerden bir Samimiyet Tescil Kurulu terkip edilse de ben de bir teste tabi tutulsam çok bahtiyar olacağım. Testteki notumu, geçirirler geçirmezler, her yazımın başına damga olarak basacağım.

Yorumum:

Herhangi bir samimiyet testine gerek yok. Toprak altındakinden, zindandakinden medet ummak samimiyetsizliğin sözlük tanımıdır.

Ece Temelkuran:

Arkadaşlarım Hrant, Ahmet ve Nedim’e gelince… Suçlamalara cevap vermek için asla değil ama bu suçlamalar karşısında beni savunmaya cesaret gösterip sonra da ağır darp edilen insanların güzel hatırı için şu küçük açıklamayı yapmayı gerekli buldum:

The Guardian gazetesinin yazı işleri ile tanışırız evvelden. Bir süre önce benden işsiz kalmamla ilgili, içinde Türkiye’deki siyasal durumu da anlatan bir yazı yazmamı istediler. Önce pek yazmak istemedim. Çünkü “Mağdur değil mağrur olmakla övününce adam olacağımızı” biliyorum, kerelerce sınandık hayatın ilgili ünitesinden. Bilen biliyor. Fakat sonra Ahmet ve Nedim’i de yargılandığı Oda Tv duruşması gününe denk gelecek şekilde, onlardan bahsederek bir yazı yazmanın fena bir fikir olmadığını düşündüm. Davada işe yarar belki diye. Gerçi bu ara ne yapsak işe yaramıyor o ayrı, ama en azından böyle bir hayrı dokunur diye umut ettim. Ve evet, hepimizin kaderinin Hrant’ın ölümüyle değiştiğini de düşünüyorum. Bana kitap yazdıran, Nedim’e haber yaptıran, Ahmet’i uğursuz haberlerin peşinde koşturan aynı şeydi çünkü… “Güzel ve yalnız ülkemde” işlenen günahlar ve bizim onu sevmedeki inadımız.

Yorumum:

The Guardianla tanışır olmasına diyecek lafım olmaz, isterse Chester Kontesi olsun bize ne? Sorun şu ki; işsiz kalmasıyla ilgili yazı isteyen The Guardian, Temelkuran’ın yazdıklarını samimiyet testine tuttu. Yazısının çıktığı gün, kontr bir yazıda Yavuz Baydar ile kendisini çarpıştırıp, “Beyler hangisi doğru söylüyor, bunların” diyen Guardian’a, lafı yok da, “Abla’cım, sen ölüden neden medet umarsın” diyenleri faşistlikle suçluyor. The Guardian’a söyleyecek  bir çift lafı olmalı, değil mi?

Ece Temelkuran:

Bir de düşünün isterim: Hakkımda, hakkımızda bu acayip suçlamaları çarşıya hangi hayaletler salıyor? Bu psikolojik savaşın ilk kaynağını bulana milyon dolarlık çizmelerimden birini hediye edeceğim.”

Yorumum:

Çizmeyi istemeyiz de vicdan istiap haddinin, yazdığın istihap( hibe, hediye bekleme) haddinden çok daha önemli olduğunu anlarsan bize yeter.
————————————————-
Neler yapmadık şu vatan için!
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk söyledik.(Orhan Veli Kanık)

————————————————

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s